Anasayfa İletişim Üye Ol
 
lavaracı radyo
 
 
Lavaracı Radyo Kapalı
  yayın akışı               istek formu
 
 
şiirler
 
 
bissürüşeyşiiri
A.Y Borke
Denizler Yandı Tanrım
Tahsin Özmen
TUTSAK ŞİİR
Dursun Özden
bozulmuş şeylerin insanı
A.Y Borke
L/eş
Sezen Akoluk
6 Mayıs şiiri
Dursun Özden
draje.
A.Y Borke
Bilmez onlar
Hüseyin Zengin
GECE
Muhsin Salman
külden merdivenler üst...
A.Y Borke
Tutulum
zehra serra hacer baş
Sohbet-i Aşıkane
Çetin Özdemir
geçici şeyler şahikası
A.Y Borke
BADEM LEME
Muhsin Salman
GİT BAŞIMDAN
Muhsin Salman
 
 
facebook
 
 
 
 
lavaracı yazarlar
 
Anne Beni Öldürme!

http://www.lavaraci.com/duyuru.asp?did=9
Lütfen okuyunuz...              

                       

    O  tartışmadan  sonra   ilk  buluşmalarında  yine  birlikte  oldular. Beş  hafta  doldu - dolacak   mide  bulantıları,  şiddetli  baş  dönmeleri ,  iştahsızlık  gibi  sorunları  yüzünden   sokağa  pek çıkamıyordu.. Gecenin  bir  yarısı  erkek  arkadaşıyla  tartışmalarını  duydum. Kapıya  yaslanıyordum  ki, dayanmama  da  gerek  kalmıyordu. “Gebeyim. hemen aldıracağım bu çocuğu!  ” diye birden bağırmaya başladı. Mustafa  kendini  tutarak , daha alçak bir sesle, daha  yavaşça , kollarından tutup “ buna izin vermiyorum ! Yapamazsın , o çocuk ikimizin ve ben  onun doğmasını istiyorum ..  Evlenelim ! ” diyordu. Niçin ,anlayamıyordum.Özlem evlenmek istemiyor,çocuk sahibi olmayı  şiddetle reddediyordu.Hayli uzun süren bir tartışmaydı..

    Duvarda patlayan bardağın sesi,sertçe çekilen kapı,sıkılmış yumrukların öfkeyle sözlere dökülüyor olması bir hayli sürmüştü..”Bu yaşamın bir yerde büyük  bir acısı var ve o acı bir gün küçük bir  çocuğum üzerine çıkmaz bir leke ,kapanmaz bir yara,aklanamaz bir iftira olacak.”diye başlayan bir yazısı vardı geçen haftanın gazetesinde.Bu kadar kaygılı,korkulu olmasının sebebi sadece gelecek miydi peki?O çocuğu kürtajla aldırmak, onu doğmadan öldürmek daha mı masumca bir şeydi,onu dünyanın güneşi altında pişirmekten..

    Mustafa’nın merdivenlerden inişini duydum..Perdeyi aralayıp,apartmandan çıkmasını bekledim.Hızla ve sinirle arabasına bindi.Yukarıya ,evin penceresine baktığını gördüm.Salona geçtim; televizyonu kapattım,mutfağın penceresini..Çalışma odama geçerken  Özlem’in sesini duydum.Ağlayarak, “doğuramam,doğuramam!”diye bağırıyodu.Evine gitmeyi düşündüm,ama vazgeçtim.Onu kendine bırakmak belki en iyisiydi.Kendiyle yüzleşip,ne yapması gerektiğini kendi karara bağlamalıydı.Birkaç saat sonra sesi kesildi.Korktum “ya kendine bir şey yaparsa “diye iç geçirdim.Bakmak için gidecektim ki,o bana geldi.Şaşırdım onu kapının önünde görünce.”Girebilir miyim?”dedi.”Elbette” dedim.Salona geçtik, “içecek bir şeyler geireyim sana ” dedim. ”Hayır,hayır lütfen.”dedi.”Ne oldu?”dedim.”Yanıma oturur musun?”dedi.Yanına oturdum,yüz yüze döndük ve gözleri yaşararak,  konuşmaya başladık.”İyi değilim ağabey,hiç iyi değilim.”dedi. “Ne yapmayı düşünüyorsun?”dedim.Öyle kolay söylüyordu ki,onu tanımıyor olsaydım onun bir katilin ruhuna sahip olduğunu düşünürdüm.Ona sertçe tepkiler vermemek için kendimi tutamazdım.Zihnimdeki bu konuşmayı bitirmeden irkildim ağlayışıyla.”Biz hep birlikte olacağız.Aldırmasan,birlikte büyütsek,bak ne çabuk geçecek  zaman anlayamayacaksın..”dedim.”Aldıracağım!”dedi.”Mustafa’yla aranızda kötü bir şey mi var, neden istemiyorsun bu çocuğu?”dedim.”Mustafa’yı çok seviyorum ama, çocuk istemiyorum.Evlenmek,çocuk doğurmak değil,ben sadece onunla yaşamak istiyorum.”dedi.”Fikirlerine mani olamam.”dedim.”Öyleyse,benimle bu akşam hastaneye gel lütfen.”dedi.”Neden?”dedim.”Bu çocuğu bu gece aldıracağım..Yanımda birinin olması benim için iyi olur.”dedi.”Peki ama,  Mustafa ?”dedim.”Lütfen ağabey..”dedi.”Peki,tamam.”dedim.

   Birkaç saat sürmedi,evden çıktık.Yolda hiç konuşmadık.Hastaneye vardığımızda anahtarı bana uzattı.”Biliyorum, kullanabilecek durumda olamayacağım.”dedi.Anahtarı aldım ve  “biraz sonra üçüncü katta kararını onaylayacaksın” dedim.”Evet.” dedi.”Yukarıya çıkana kadar bu kararını tekrar gözden geçir bence.” dedim. “Lütfen, bunu artık konuşmayalım.”dedi.Yukarıya çıktık.Doktorla bir ön görüşme yapmayı reddedecek kadar kararlıydı doğumhaneye girerken.Sanki hiç düşünmüyordu. Anlamıyor,duymuyordu..Bir an görmüştüm ki, gözlerine ölü bir sessizlik dolmuştu.Hemşirelerin yardımıyla doğum sedyesine yerleşti.Biraz narkoz  ve yatıştırıcı, iğne yardımıyla gözlerini yumdu.Doktor içeriye girdi.Herkes sessizdi..Hemşire makası uzattı.Doktor neşterle içinden bir parça çekti aldı.Özlem’in  bütün ışığı o an bacaklarının arasından akan kanın içindeydi..Bacaklarının arasından  akan kan ,o tükenmez sandığımız ışık..Belki de böyle bir şeydi, güneşin akşamları göğü terk edişi..


   Uzun süre uyumuştu..Uyandığında biraz acı duyuyordu.Birkaç denemenin ardından eve döndük.Oysa ışık lavaboya çoktan dökülmüştü. `Bitti` diye düşünürken ,aslında yeni başlıyordu asıl kanama.Bizi eve döndüğümüzde Mustafa karşıladı.Özlem’in kürtaj olduğundan bihaber,kapıyı açar açmaz özür diledi.Mustafa  içine sığmaz bir heyecanla karşıladı Özlem’i  “konuşalım,karar vermek için çok  erken..”dedi.Oysa bu cümle için çok geçti. Özlem bana dönüp  teşekkür etti.”Hadi bana gidelim..”dedim.Özlem , Mustafa’ya baktı, “hayır ağabey..Uyusam iyi olur.” dedi.”Peki,görüşürüz öyleyse..” dedim.İçeriye girdiler.Kapıyı açtım.ışıkları açmadan, kapıyı örtüp salondaki koltuğa uzandım. Özlem’lerden hiç ses çıkmıyordu..Uyuyakalmışım..

   Mustafa Özlem’e sarıldı.”Özür dilerim.sana neden istemediğini sormalıydım.Konuşalım ne olur,anlat bana neden istemiyorsun bu çocuğu,neden evlenemiyoruz?” dedi.Özlem odaya geçti.Yatağına uzandı.Mustafa peşinden odaya gitti.Özlem saatine baktı.Onu çıkarıp komodinin  üzerine bıraktı.Mustafa  sinirleniyordu..”Niçin konuşmuyorsun?”dedi.Özlem  kalktı uzandığı yerden, Mustafa’nın gözlerine baktı..Gözlerinin içine..Yatağın bir yanına oturdu.”Konuşalım Mustafa..”dedi.Mustafa yanına oturup Özlem’e sarıldı.Özlem Mustafa’nın  ellerini omuzlarından indirip,ona sırtını döndü.Mustafa sesini içine çekip,şaşkınlıkla onu anlamayı  bekledi.Özlem artık uzun uzun anlatmak istemiyordu bir şeyleri ona..Bir kerede söyledi..”Ben kürtaja gittim.Aldırdım onu.”dedi.Mustafa önce dona kaldı,sonra yere oturup sırtını yatağa yasladı..Elleriyle yüzünü ovdu,saçlarını karıştırdı.Özlem oturduğu yerde boynunu bükmüş,yere bakıyordu.Mustafa ayağa kalkıp kapıya yöneldi.Hırslanmıştı, salona geçerken Özlem’e söyleniyordu..”Haklısın,senin hiçbir zaman çocuğun olmamalı!”diye..Özlem’in onu sevmediğini ,ona güvenmediğini düşündü.Mutfağa gitti.Salona geçti sonra; gözlüğünü sehpanın üzerine bıraktı..Dayanamadı, koltuğa yığılıp kaldı.birkaç saat sonra Özlem salona geldi.Mustafa’nın uyuduğu kodluğun karşısına oturdu, ``ben sana bir çocuk veremem evet,ama seni sevmediğimden,sana güvenmediğimden değil..Bu kadar uzun yaşamayı göze alamadığım için.Beni unut ama,beni bağışla..”dedi.Mustfa sırtı dönük dinledi onu.Özlem, Mustafa’yı yüzünden öptü..Mustafa gözlerini açmadı.Ona cevap vermedi.

  Özlem   mutfağın açıldığı balkona geçti.Hemen bir çamaşır ipi buldu,birkaç denizci düğümü atıp,ipi  girişin üzerindeki kalorifer borularından birine bağladı.Yüzü ağlamaktan sırılsıklam, gözleri kan çanağına dönmüştü.Banyodan tabureyi aldı.Üzerine çıktı,ipi boynuna geçirdi.Ayaklarıyla tabureyi yıktı.Birkaç saniye sertçe,hoyratça savularak çırpındı..Bağırmıyordu,bağıramıyordu.Elleri boynundaki ipe sokuluyor,ani hareketler ve  çırpınışlarıyla birlikte şiddetli bir iç kanama  geçiriyordu.Havasızlığa dayanamayan ciğerleri patlamıştı içinde..Ağzından kan akıyor,altına kaçırıyordu.Mustafa ilkin aldırış etmediği gürültüye  kalkıp gelmişti.Özlem’i balkon girişinde boynunda iple çırpınırken gördü,telaşla,ağlayarak bir andan da Özlem’e seslenerek bacaklarından  tutup kaldırmaya çalıştı.”Çıkar ipi boynundan Özlem!”diye bağırıyordu..Özlem’in ipi boynundan çıkacak hali kalmamıştı.Mustafa daha fazla tutamıyordu.Biraz ileriye bacağıyla uzanarak tabureyi ayağıyla doğrultu.Özlem’i doğrultarak üzerine bastı.Başka yolu yoktu,hızla mutfak dolabına yöneldi,çekmeceden ekmek bıçağını alıp taburenin üzerine çıktı.İpi kesip Özlem’i omzuna aldı.Mutfağın ortasına yatırdı Özlem’i ağlıyordu.”Özlem!Aç gözleri ,bana bak  ne olur?Duyuyor musun beni!” diye bağırıyordu..
  Ölüm de , yaşam da aynıydı aslında.Her şey aynı ipin ucunda sallanıyordu..Dünya ne yana dönüyorsa bulutlar da   o yana gidiyordu..Bütün acılar,bütün yaralar ve merhemler, bütün varoluşlar ve bütün yok oluşlar aynı yerde olmaktı aslında.Yalnız ,nefes bittiğinde ,ten solduğunda kalan hiçbir şeyin tadı, yaşamışlık hissinin belleğe ve kalbe bıraktığı tat  gibi olmayacaktı.Ölmek,öldürülmek..Bir yerde bu yaşamın tek ve en geniş kaplamı,tek tesellisi kör bir kainin, “bir gün hepimiz öleceğiz,çocuk kalarak..”tır.

  Uyandığımda gazetemi almak için kapıya yöneldim.Sabah ezanı sanki bugün başka türlüydü.Apartman boşluğuna dolmuş gibi birçok ağızdan  okunuyordu ve birlikte.Kapımı açtım.Mustafa’yı gördüm,kapının eşiğindeydi.Elleriyle başını dizlerinin arasına almış, derin bir mateme bürünmüştü.Soluksuz kaldım. Aklıma gelen ilk şey, onu öldürmüş olabileceğiydi.Yalın ayak içeri girdim hızla.Telaşla ,korkuyla  odasına girdim önce,yoktu.Salona koşan koridordan içeriye bakım yok!Koridorun bir ucundan bağlandığı mutfağa baktım.Özlem yerde yatıyordu.Yanı başına çöktüm..”Özlem..”dedim..Artık bana cevap veremezdi.Boynunda çok iyi bildiği denizci düğümüyle bir ip,intihar etmiş.Ağzından,bacaklarının arasından ve çocukluğundan kan akmıştı yattığı yere.Kalkıp Mustafa’ya  bakmak için kapının eşiğine gittim.Mustafa gitmişti.Ezan sesi dinmiş, apartman boşluğunda bir yalnızlık yankılanmıştı.Sokağa güneş dolarken ölüm haberi çoktan ulaşmıştı yakınlarına..Mustafa Özlem’in  tek yakını olan kuzenini aramış.Öğleden sonraydı, bir ambulansla birlikte geldi ve götürdüler onu.Polis  evinin kapısını mühürledi.Evinde bir müddet yalnız kaldım.Salonda,masanın üzerinde bir tek saç tokası kalmıştı bana.Bir de Özlem’in cansız bedeninde kaybolan o çocuk sesi..O çığlık şimdi artık çalışma odamda bir kitabında içinde, “anne beni öldürme!” diye susuyor..






Feriha Nujen
24.8.2009 00:22:17
Facebook Paylaş
 
  
 
lavaracı yazarlar
 
yorumlar
Bu makale için henüz yorum yapılmadı !



 
 
köşe yazıları
 
 
Fidel Uçtu...
Dursun Özden
Fidel 90 yaşında
Dursun Özden
SERBEST BIRAKILANLAR Ü...
Ertuğrul Erdoğan
Kadınlar ''D...
Ertuğrul Erdoğan
Bakış ve Ses
zehra serra hacer baş
Bir Kumpanyanın Hikayesi
Ertuğrul Erdoğan
Berder- devamı 2
Hüseyin Zengin
KİTAP FUARINA BOMBA DÜ...
Ertuğrul Erdoğan
 
 
sayaç
 
 
Online Ziyaretçi: 3
Bugünkü Ziyaretçiler:15
Dünkü Ziyaretçiler:525
Sitemizi bugüne kadar
1352339 Ziyaretçi 1352339 Ziyaretçi 1352339 Ziyaretçi 1352339 Ziyaretçi 1352339 Ziyaretçi 1352339 Ziyaretçi 1352339 Ziyaretçi
Kişi ziyaret etmiştir
 

 
Destek Ver - Reklam Ver
© 2009 lavaraci.com
Kullanım Koşulları
Tasarım : Savaş Serter