Anasayfa İletişim Üye Ol
 
lavaracı radyo
 
 
Lavaracı Radyo Kapalı
  yayın akışı               istek formu
 
 
şiirler
 
 
bissürüşeyşiiri
A.Y Borke
Denizler Yandı Tanrım
Tahsin Özmen
TUTSAK ŞİİR
Dursun Özden
bozulmuş şeylerin insanı
A.Y Borke
L/eş
Sezen Akoluk
6 Mayıs şiiri
Dursun Özden
draje.
A.Y Borke
Bilmez onlar
Hüseyin Zengin
GECE
Muhsin Salman
külden merdivenler üst...
A.Y Borke
Tutulum
zehra serra hacer baş
Sohbet-i Aşıkane
Çetin Özdemir
geçici şeyler şahikası
A.Y Borke
BADEM LEME
Muhsin Salman
GİT BAŞIMDAN
Muhsin Salman
 
 
facebook
 
 
 
 
lavaracı yazarlar
 
Ne Mutlu Türk’üm Diyene

“Ne Mutlu Türk’üm Diyene!”
Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözü, Genel Kurmay’ın son bildirisiyle yine gündemde. Bildiride şöyle bir cümle var: “Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün ‘Ne mutlu Türk’üm diyene!’ anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.”
Başbakan Tayip Erdoğan’ın “Sen, ne mutlu Türk’üm diyene dersen, o da sana ne mutlu Kürt’üm diyene der.” sözü belleklerimizden henüz silinmedi. Bu konuda Başbakan’ın yanlış düşündüğünü, önceki yazılarımdan birinde yazmış ve “Başbakan ulus (millet) kavramını bilmiyor.” demiştim. Genel Kurmay’ın yukarıdaki sözü çok etkileyici, çok ağır. Bu konuya bilimsel (duygusal değil) açıklama getirecek olursak, durum netleşecektir.
Her ulusun bir adı vardır; Alman ulusu, Rus ulusu, Amerikan ulusu, Türk ulusu vb. Bir de o ulusun içinde etnik kökenler, yani ırklar vardır; Türk ırkı, Gürcü ırkı, Kürt ırkı vb.
Mustafa Kemal Atatürk, ne mutlu Türk ırkından olana, dememiştir. Atatürk “Türk’üm diyene” sözcüklerini kullanmıştır; yani ulusumuzun adını vererek, ne mutlu Türk ulusundan olduğunu söyleyene, demiştir. Burada ırkçılık yok ki birisi bana, ne mutlu Kürt’üm diyene, desin. Başbakan haksızdır. Ben Kürt arkadaşıma, ne mutlu Türk ırkından olana, dersem; arkadaşım o zaman bana, ne mutlu Kürt ırkından olana, diye yanıt verebilir. Atatürk’ün sözünü saptırmayalım, işimize geldiği gibi kullanmayalım. Bu topraklarda Türk ulusu yaşamaktadır, etnik kökenimiz ne olursa olsun, bizler Türk ulusunun bireyleriyiz. Bu gerçeği görmeyen bir yaklaşım, ırkçı ya da ümmetçi yaklaşımdır ve bölücülüğe götürü ülkeyi. Bütün etnik kökenler gerçeğini göz ardı etmeden, Türk ulusu nitelemesi kimseyi rahatsız etmemelidir. Biz Türkiyeli değil Türk’üz, yani ulusumuzun adı Türk ulusudur. Türk ulusundan olana da Türk (ırk anlamında değil) derler. Bu açıklamalara “ırkçılık” diye suçlama getirecek olanların kendileri ırkçıdır. Ulusçu hiçbir zaman ırkçı olamaz… Bizim ulusumuz da, dünyada olduğu gibi, birçok etnik kökenden, yani ırktan oluşmuştur. Konu, görüldüğü gibi, çok açık.
Daha önce de belirtmiştim, Şarkıcı Fedon “Ben Rum kökenli Türk’üm.” dedi de acaba nesi eksildi? Hem etnik kökeninin hem de ulusunun adını söyledi, yani doğrusunu söyledi. Bu ülkenin vatandaşı olanın başka ulusu yok ki. Bazıları Fedon kadar olamıyorlar. Fedon’u doğru tavrından dolayı yürekten kutlamak gerekir. Bu topraklarda Türk ulusu dışında bir başka ulusun varlığından söz etmek, sınırlarımız içinde bir başka devletin varlığını kabul etmek demektir. Bunu ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanları kabul edebilir…




Bu Kitap Çok Satar


Ergün Poyraz’ın Togan Yayıncılık tarafından yayımlanan “Musa’nın Çocukları Tayip ve Emine” adlı kitabı, adından da anlaşılacağı üzere, dikkat çekiyor.
İnternet ortamında kitapla ilgili açıklamalar ve bu açıklamalardaki iddialar şöyle:
“AKP Genel Başkan Yardımcısı Murat Mercan, yazarı ABD’de düzenlenen bir toplantıda CIA Ortadoğu Masası Şefi Richard Perle ve diğer istihbarat örgütlerine şikâyet etmiştir.Yazarımız bu kitabında; Tayyip ve Emine Erdoğan’ın doğumundan bugüne kadar olan hayat hikayelerini, Tayip ve AKP’nin İsrail, ABD ve İngiliz büyükelçi ve istihbarat örgütlerinin desteğinde nasıl gelişip serpildiğini görecek, TBMM’de yine bu ülkelerin lehine sergiledikleri faaliyetlerini okuyacaksınız. Tayyip’in Amerikan vatandaşlığı yanında, Arap kökenli olarak tanıttığı eşinin Arap değil, Yahudi soyundan geldiğini ibretle izleyeceksiniz. Keza kendinin de Musa’nın soyundan geldiğini... Kitapta Yasin El Kadı-Tayyip, Tayip-Usame Bin Laden, Tayip-Ülker, Ya-sin El Kadı-Ülker ilişkilerini bulacaksınız. Tayyip’in mal varlığındaki inanılmaz artışlarla, belediye başkan maaşının yanında, belediye şirketlerinden huzur hakkı adı altında aldığı paraları göreceksiniz. Tayyip’in belediye başkanlığı döneminde yapılanması hızlanan ‘geleceğin başbakanı ve cihat hazırlığının’ TBMM’de geldiği son safhalara tanık olacaksınız.”
İlginç ve çarpıcı iddialar bunlar. Yapılacak karşılıklı eleştiriler sonunda, bu iddiaların doğru olup olmadığı ortaya çıkacaktır.




Bu Şiiri Saklayın


YIKIN HEYKELLERİMİ
“Ey milletim
Ben Mustafa Kemal’im…
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim,
Hâlâ en hakiki mürşit, değilse ilim,
Kurusun damağım, dilim.
Özür dilerim…
Unutun tüm dediklerimi,
Yıkın diktiğiniz heykellerimi…

Özgürlük hâlâ
En yüce değer
Değilse eğer…
Prangalı kalsın diyorsanız köleler…
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi…

Yoksa çağdaş medeniyetin bir anlamı,
Ortaçağ’a taşımak istiyorsanız zamanı,
Baş tacı edebiliyorsanız
Sanatın içine tüküren adamı…
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi…

Yetmediyse acısı, şiddetin, savaşın.
Anlamı kalmadıysa
Yurtta sulh, dünyada barışın.
Eğer varsa ödülü, silahlanmayla yarışın.
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın diktiğiniz heykellerimi…

Özlediyseniz fesi, peçeyi.
Aydınlığa yeğliyorsanız, kara geceyi.
Hâlâ medet umuyorsanız
Şıhtan, şeyhten, dervişten.
Şifa buluyorsanız,
Muskadan, üfürükçüden…
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın diktiğiniz heykellerimi…

Eşit olmasın diyorsanız, kadınla erkek…
Kara çarşafa girsin diyorsanız,
Yobazın gazabından ürkerek…
Diyorsanız ki, okumasın
Kadınımız, kızımız;
Budur bizim alınyazımız…
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın diktiğiniz heykellerimi…

Fazla geldiyse size, hürriyet, cumhuriyet…
Özlemini çekiyorsanız,
Saltanatın, sultanın…
Hâlâ önemini anlamadıysanız,
Millet olmanın…
Kul olun, ümmet kalın,
Fetvasını bekleyin şeyhülislamın…
Unutun tüm dediklerimi.
RAHAT BIRAKIN BENİ…”
Süleyman APAYDIN




Fıkra


Adamın biri, kendisi hakkında kötü sözler söyleyen birine haddini bildirmek için, onun evine gider. Fakat adamı evde bulamaz. Öfkesinden, kapıya büyük harflerle “EŞEK” diye yazıp döner.
Bir kaç gün sonra o adamdan şöyle bir yazı alır: “Bize gelmişsin. Kapıya attığın imzadan anladım…”




Bir Başka Konuya Geçelim
.
Bilindiği gibi, basın halkın sesidir de. Halktan bir şikâyet gelirse, o ses köşemde yankısını bulur. Bu yazıdan sonra, Belediye’den ya da şoförlerden, hatta mahalleliden gelecek yazılar bu köşede yerini alacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Adı bende saklı olan bir okurumun elektronik adresime gönderdiği iletiyi aynen yayımlıyorum:
“Sayın Topçu, köşenizi takip eden okurlarınızdanım. Ben, Değirmendere Beldesi Yüzbaşılar Mahallesi 1. Sokak’ta oturan bir vatandaşım. Sayın Belediye Başkanımız çok muhterem Hasan Bey, sağ olsun, örneği görülmemiş bir hizmeti bizim sokağımıza taşıdı… Geçen yıl ağustos ayında, hesapta iki aylığına geçici bir süre ile Değirmendere dolmuş garajını 1. Sokak’a getirdi. Beş apartmanın önündeki eni 4 metre olan yolu Değirmendere şehir içi dolmuş garajı yaptı.
Sabahları evimizden çıkamıyoruz, kapımızda sıfıra yanaşmış koca bir minibüs. Arabalarımızı park edemiyoruz, daracık yolun her yeri dolmuş dolu.Bu hangi akla hizmettir anlamıyoruz; imza topladık Belediye’mize ilettik, ama kimse oralı değil. Başkan’a gittik, sadece boş sözlerle geri döndük. Adamlar, daracık caddeyi babalarının malı gibi otopark yaptılar.Yolun tam ortasında kontağı kapatıp gidiyorlar. Trafik polisi de bir şey yapamıyor. Belediye bu kooperatiften neden çekiniyor, onu da bilmiyoruz.”
Şikâyet içeren yazı bu kadar. Bu sokakta yaşamadığım için, bu sıkıntıyı ben bilemiyorum. Başkası da bilemez. Çeken bilir, boşuna söylenmemiş. Benim anlamadığım, halk sıkıntısını Belediye’ye ilettiği halde, çözüm bulunamamasıdır. Bu mudur belediyecilik?
Sayın Belediye Başkanım! Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünüzün iyi çalıştığına inanmıyorum, ama yine de yazıyorum: Halkın sıkıntısı çözülmeli ve şoför arkadaşlarımıza daha rahat olabilecekleri uygun bir yer ivedilikle bulunmalıdır. Çözüm üretmek belediyelerin görevidir…
Ekim 2007

İhsan Topçu
16.12.2009 22:10:10
Facebook Paylaş
 
  
 
lavaracı yazarlar
 
Son 5 yorum
2 yorum yapıldı 
#2   #Silindi# 25.12.2009 10:43:29
 "Yirmiden fazla özerk bölge mi oluşturalım yani? "mutlaklaştırma anlayışı ne kadar doğru...birleştiricilik gönüllü olmadımı o birleşme ne kadar içselleşir...birilerinin yalnışı bütünü gözden kaçırmamızı mı getirmeli...
al birini vur diğerine sözü siyaset arenasında boy göstermiş tüm sistem -burjuva partilerini ne kadar yerinde belirtiyor...biri yumuşak görünümlü maske ile olurken diğer biri saldırgan vb..olabilmekte özleri aynı olanların sözlerine bakarsak hep yıllarca yanıldığımız gibi yanılmaya devam etmezmiyiz...

uluslar ırklar üzerinde yükselmiyorsa o zaman ulus denen şey ne ola ki...türk sözcüğü bir ırkı tanımlamıyormu... bunu birinin açıkça söylememesi onun herkesi aynı kefeye koymaya çalıştığının şoven anlayışını gizleyemez.keza yaşanan tarihi süreçte gücü eline her geçiren deli dumrullaşmadımı...herşeye olumlu olumsuz tüm yanlarıyla olay ve anlayışlara bakarken ve sınıfsal bakıştan (bizim irademizden bağımsız sosyal -tarihsel gelişim olarak insanlık yaşam biçimi ve çıkarları olarak katmanlaşmış bu günde bu süreç sürmektedir-yaşanan süreç emperyalizmin-kapitalizmin çağıdır...nereye kadarı ise tarihi yapacaklara kalandır...)yoksun yaklaşımlar daima kafa karıştırır eklektik anlayış saf gerçekleri görmemizi engeller...bilimin namusu objktif olmaktan geçerken yargılarımızı öne almadan bakabilmek asıl olandır.

senden öncekilerin gerçekliğini inkar eden ve onları süreç içinde eritip yok etmeye istediği şeye dönüştürmeye çalışan bir anlayış ne kadar gerçekçi ne kadar doğru ve bilimseldir...aydınlanmacı -ilerici yan burada duvara toslamıyormu...her farklı düşünce ülkeye düşmanlık olarak mı görülmeli...

"bay sayınla" ilgili düşünceler ve tespitler yediği haltlar ayyuka çıktığı gün kadar ortada ona gün gelecek türkiye ezilen halkı-emekçileri gereken cevabı bilinci açılıp medeni cesaretiyle örgütlü gücüne dayanarak elbet verecektir...

sayın İhsan hocamın yazısından benim kotarabildiklerim kısaca bunlar saygılarımla
#1   İhsan Topçu 17.12.2009 10:59:59
 Yazım, 2007 yılının 10. ayında Özgür Kocaeli gazetesindeki (www.ozgurkocaeli.com.tr) Perşembe Yazıları başlıklı köşemde yayımlanmıştır. Genel Kurmay'ın son bildirirsinden söz ediliyor yazıda. Bu yeni bir bildiri değil, 2007 yılına ait bir bildiri.
Ulus (millet) kavramını bilmediğimiz ya da işimize geldiği gibi yorumladığımızdan Türkiye bugün bölünmenin eşiğine gelmiştir. Bilinmelidir ki ülkemizde bir farklı etnik köken değil yirmiden fazla etnik köken vardır. Yirmiden fazla özerk bölge mi oluşturalım yani?
 
 
köşe yazıları
 
 
Fidel Uçtu...
Dursun Özden
Fidel 90 yaşında
Dursun Özden
SERBEST BIRAKILANLAR Ü...
Ertuğrul Erdoğan
Kadınlar ''D...
Ertuğrul Erdoğan
Bakış ve Ses
zehra serra hacer baş
Bir Kumpanyanın Hikayesi
Ertuğrul Erdoğan
Berder- devamı 2
Hüseyin Zengin
KİTAP FUARINA BOMBA DÜ...
Ertuğrul Erdoğan
 
 
sayaç
 
 
Online Ziyaretçi: 1
Bugünkü Ziyaretçiler:16
Dünkü Ziyaretçiler:525
Sitemizi bugüne kadar
1352340 Ziyaretçi 1352340 Ziyaretçi 1352340 Ziyaretçi 1352340 Ziyaretçi 1352340 Ziyaretçi 1352340 Ziyaretçi 1352340 Ziyaretçi
Kişi ziyaret etmiştir
 

 
Destek Ver - Reklam Ver
© 2009 lavaraci.com
Kullanım Koşulları
Tasarım : Savaş Serter