Anasayfa İletişim Üye Ol
 
lavaracı radyo
 
 
Lavaracı Radyo Kapalı
  yayın akışı               istek formu
 
 
şiirler
 
 
bissürüşeyşiiri
A.Y Borke
Denizler Yandı Tanrım
Tahsin Özmen
TUTSAK ŞİİR
Dursun Özden
bozulmuş şeylerin insanı
A.Y Borke
L/eş
Sezen Akoluk
6 Mayıs şiiri
Dursun Özden
draje.
A.Y Borke
Bilmez onlar
Hüseyin Zengin
GECE
Muhsin Salman
külden merdivenler üst...
A.Y Borke
Tutulum
zehra serra hacer baş
Sohbet-i Aşıkane
Çetin Özdemir
geçici şeyler şahikası
A.Y Borke
BADEM LEME
Muhsin Salman
GİT BAŞIMDAN
Muhsin Salman
 
 
facebook
 
 
 
 
lavaracı yazarlar
 
Üniversite Gençliği ve Nereye Kadar…


                 Şimdilerde, ülkemizde üniversiteler artıyor, yeni bölümler açılıyor. Niye, neden açılıyor? Avrupalının gözüne iyi görünelim diye, üniversite okuyan bol görünsün diye Avrupalının gözüne.
Eğer bir devlet üniversitelerini arttırıyorsa, okuyan öğrenciyi arttırıyorsa, şunu düşünmelidir: Bu üniversitelerden mezun olan insan nasıl istihdam edilecek, iş garantisi var mı? Bildiğimiz gibi ülkemiz işsizlik oranı yüksek olan ülkelerden biri. İstihdam edemiyorsan bu geleceğin, bu gençliğin niye bu kadar üzerinde duruyorsun, onları okutuyorsun?
Sonra gelelim asıl konuya. Sayısı ve bölümleri artan bu bölümlerde sağlam bir eğitim verilebiliyor mu? Bu yeni açılan üniversitelerde öğretim elemanı yeterli mi? Asistan alımına izin veriliyor mu? Velev ki öğretim elemanları yeterli olsun? Bunlar hakkiyle görevini yerine getirebiliyorlar mı? Bu sorulara gönül ister ki evet diyebileyim. Ama soruya evet diyebilmem imkansız gibi. Teftiş edilemeyen öğretim üyelerinin bazılarının öğrencinin hakkını yediği de apaçık ortadadır. Kimi anlatamaz haldedir, kimi ben merkeziyetçi haldedir. Yani ben ne dersem o olur anlayışındadırlar. Ama bu çürük yumurtalardan dolayı da birçoğunun hakkını yemeyelim.
Açılmışken öğrencinin sorunları devam edelim. Her şeyin arttığı bu dönemde öğrencinin öğrenim kredileri veya bursları yetiyor mu? Bu da sorulması gereken sorulardan birisidir. Çünkü her öğrencinin kendisinin ve ailesinin durumu iyi değil. Şimdi hepimiz biliyoruz ki öğrenciler tek bir devlet kurumundan burs alabilmekteler. Bu da doğal olarak akla şu soruyu getiriyor: Acaba öğrenciye 200 TLyi uygun gören milletvekilleri aldıkları maaştan feragat edip o 200 TL ile kendileri veyahut çocukları geçinebilir mi? Bu bursun öğrenciye hiçbir dayanağı yoktur. Bu burs zaten yemeğe bile gitmeden fotokopi, ödev vs. gitmektedir. O bursu layık görenler önce bu konulara da el atsınlar.
Şimdi gelelim bir önemli konuya daha, öğrencinin barınma konusuna. Bu konuya şöyle gireyim. Üniversitelerde öğrenim gören öğrenciler 3 şekilde barınmaktadır: Birincisi devlet yurtlarında, ikincisi cemaat ve vakıf ev ve yurtlarında ve son olarak da parası yetenler kiraladıkları evlerde.
Devlet yurtlarına gelince buradaki sorunlara değinmeden geçemeyeceğim. Öncelikle bu yurtları yöneten siyasi görüşler, kadrolaşmalar var. Bunun da en büyük örneği, geçenlerde Akdeniz Üniversitesi’nde olan yaşanan olaylardır. Bu olay tüm yurtlarda olabilir. Olabilir, diyorum altını çizerek; çünkü birçok yurttaki yönetici ve müdür ülkü ocakları denetimi altındadır. Sayılı reislik sisteminin olmadığı yurtlar vardır, Türkiye’de. Eğer bu idareciler kendini büyük bir şey sanan, ülkücü kesilen, reis adı verilen züppelere kendi işlerini gördürecekse o zaman kendilerinin ne işi var burada. Hem bir siyasi partinin kolu çeteleşmeye gidemez, en fazla üniversitelerde bir komisyon kurabilir. Bunu gören yok mu acaba? Nerede devlet?  Bu kişiler okumayan, dışarı yeni çıkmış kişileri kandırıp, sırtlarını sıvazlayıp gönderiyorlar yurtlara, ülkü ocaklarından. Sonra bu kişlere sorsan ülkücülük nedir, dokuz ışık nedir? Bilmez, bilemezler…. Bu yükün altına sadece güç için girmiştir çünkü.
Çok az olsa da cemaat ve vakıf ev ve yurtlarına değineceğim. Aslında merak ettiğim bir konu var onu soracağım. Buraya giden öğrenciler kendi istekleriyle mi bu yurt ve evlerde kalıyorlar, yoksa ailesi istediği için mi,  ya da parası olmadığı için mi? Bu konu bana “ Denize düşen yılana sarılır” atasözünü anımsatır.
Barınma konusunda son olarak şunu da ekleyeyim, eve çıkan öğrencilerimizle ilgili. Neden öğrenciye gelince kira fiyatları uçuyor? Neden kimi şehirlerimizde üniversitelilere soğuk davranıyor halkımız? Neden onları bir sömürü aracı olarak görüyor?
Yazsam, daha çok şey yazacağım. Okumayı pek sevmeyen bir millet olarak sizi pek fazla yormayayım. Üniversite öğrencisinin sorunları bitmek bilmiyor.

Velhasıl kelam yani sözün kısası; eğer ülkemizde üniversiteler ve bölümleri artıyorsa (böylelikle öğrenci artıyorsa) önce üniversitelinin sorunlarını halletmemiz gerekir. Okur-yazar oranımız yüksek görünsün diye değil. Eğer sen devletsen öğrencinin ihtiyaçlarını karşılamalısın, sorunlarını yok etmelisin. Okul bittikten sonra eğer bir şey öğrenip de mezun olmuşsa onu istihdam etmelisin, ona iş vermelisin. Öbür türlü 16-17 sene okutmuşsun insanları, gerisi hava cıva….


                                                                MARTI ÇIĞLĞI 2008

Muzaffer Özmen
19.2.2010 12:17:11
Facebook Paylaş
 
  
 
lavaracı yazarlar
 
yorumlar
Bu makale için henüz yorum yapılmadı !



 
 
köşe yazıları
 
 
Fidel Uçtu...
Dursun Özden
Fidel 90 yaşında
Dursun Özden
SERBEST BIRAKILANLAR Ü...
Ertuğrul Erdoğan
Kadınlar ''D...
Ertuğrul Erdoğan
Bakış ve Ses
zehra serra hacer baş
Bir Kumpanyanın Hikayesi
Ertuğrul Erdoğan
Berder- devamı 2
Hüseyin Zengin
KİTAP FUARINA BOMBA DÜ...
Ertuğrul Erdoğan
 
 
sayaç
 
 
Online Ziyaretçi: 4
Bugünkü Ziyaretçiler:518
Dünkü Ziyaretçiler:425
Sitemizi bugüne kadar
1352317 Ziyaretçi 1352317 Ziyaretçi 1352317 Ziyaretçi 1352317 Ziyaretçi 1352317 Ziyaretçi 1352317 Ziyaretçi 1352317 Ziyaretçi
Kişi ziyaret etmiştir
 

 
Destek Ver - Reklam Ver
© 2009 lavaraci.com
Kullanım Koşulları
Tasarım : Savaş Serter