Anasayfa İletişim Üye Ol
 
lavaracı radyo
 
 
Lavaracı Radyo Kapalı
  yayın akışı               istek formu
 
 
şiirler
 
 
bissürüşeyşiiri
A.Y Borke
Denizler Yandı Tanrım
Tahsin Özmen
TUTSAK ŞİİR
Dursun Özden
bozulmuş şeylerin insanı
A.Y Borke
L/eş
Sezen Akoluk
6 Mayıs şiiri
Dursun Özden
draje.
A.Y Borke
Bilmez onlar
Hüseyin Zengin
GECE
Muhsin Salman
külden merdivenler üst...
A.Y Borke
Tutulum
zehra serra hacer baş
Sohbet-i Aşıkane
Çetin Özdemir
geçici şeyler şahikası
A.Y Borke
BADEM LEME
Muhsin Salman
GİT BAŞIMDAN
Muhsin Salman
 
 
facebook
 
 
 
 
lavaracı yazarlar
 
Sevgi Herşey Değildir

    Çok uzak diyarlarda,insan ayağının pek uğramadığı,ağaçların,sadece güneşi, yağmuru, rüzgarı tanıdığı bu ormanda,incecik kollarını,kocaman gövdelere sararak,yaşayan rengarenk sarmaşıklar varmış.Ormandaki bütünağaçlar;kendilerine tutunan bu incecik kolların üzerinde açan çiçeklerin
güzelliğini seyrederek büyüyorlarmış.Sarmaşıklar da en güzel çiçeklerini açar,onlarıolanca güçleriyle kapatır,hiç bir aykırı rengin görünmesine izin vermezlermiş.Her sabah;gülümseyerek, ormanın ışık sızan yerlerinden gök
yüzünü seyrederlermiş.Akşam yorgun argın kendilerini kapatırlarmış.
    Bir gün ormana, hiç tanımadıkları bir adam gelmiş.Büyük ağaçlar bu adamları tanıyorlarmış.Ellerinde; hep onları yok eden, baltaları olurmuş.Birden, hepsi titremeye başlamış.Sarmaşıklar,güvensizlik nedir bilmiyor, gördükleri her ağaca sarıldıkları için ağaçların bu korkularını anlayamıyorlarmış.
   Adam;sarmaşıklara onları incitmeden , hafifçe dokunmuş. Bu davranışı, ağaçların çok hoşuna gitmiş.Üstelik baltası da yokmuş.Meğerse adam;çiçekleri, yeşili, doğayı  çok seviyormuş.Ağaçların gövdelerine sarılı rengarenk sarmaşıkları  bir köşede oturup, saatlerce seyretmiş.``Bu ne güzellik!`` diye geçirmiş içinden.Kendi bahçesini düşünmüş.Binbir çeşit gül, binbir çeşit çiçek varmış ama burdaki mor, beyaz, pembe  sarmaşıklardan yokmuş. ``Burdaki sarmaşıklar ne kadar da güzel sarmışlar ağaçları. Ne kadar güzel saklamışlar gövdelerini. Bütün güzelliklerini bu kadar cömertçe sunan bu çiçeklerden bir kaç tanesini  kendi bahçesine götürmeye karar vermiş.Bunu hisseden sarmaşıklar,ağaçlara daha sıkı sarılmışlar.Ağaçlar; onları bırakmamak için gövdelerini, dallarını titretip yapraklarıyla, onları saklamaya çalışmışlar.Çiçekler kendilerini kapatarak, görünmemeye çalışmışlar.Bütün ağaçlar kollarını indirerek, onları kapatmaya çalışmış.Mor bir sarmaşık,bütün bunların arasından,kolunu çıkararak görünmeye çalışıyormuş.Yanındakiler; bütün kardeşleri, arkadaşları , akrabaları sessizce kolunu içeri çekip, üstünü kapatmaya çalışıyorlarmış.O hiç birşeye aldırmadan, ısrarla kolunu dışarı atıyormuş.Herkes sessizce fısıldayarak;
   -Ne yapıyorsun? Adam seni koparıp götürecek! Neden kolunu çıkarıp duruyorsun?
    Sarmaşık:
    Ben, değişik yerler görüp, değişik arkadaşlar tanımak istiyorum.Hep aynı yerde yaşamak istemiyorum.Biz çiçeklerimizi niçin açıyoruz?Birisi alıp koklasın diye.Hayatımız boyunca kaç insan görüyor bizi?Evet burda güven içindeyiz ama ben hayatımda değişiklik heyecan istiyorum.İsterseniz siz sonsuza kadar burda kalabilirsiniz.Ama ben, gideceğim burdan.Hem dünyanın bütün çiçekleri,bir gün birinin gelip ,onları koparmalarını beklemezler mi?Bütün çiçekler;bir gün koparılıp, koklanmak umuduyla yaşamazlar mı? Hayatımız boyunca kaç insan kokluyor bizi?
   Evet , bu sözü bütün çiçekler bilirdi.Hiç ayak izi değmeyen dağ başındaki bir çiçek bile,bir gün koparılıp, koklanmak umuduyla yaşarmış.
   Birden bütün ağaçlar , onun üzerindeki yapraklarını  kollarıyla ayıklayıp, iyice görünmesini sağlamışlar.Herkes onun bu kararı ve cesaretine, saygı göstemekten  başka bir şey yapamamış.Mor sarmaşığın kökleri,kolları ve yaprakları ne kadar üzülse de,acılarını belli etmeden onun cesaretine sessiz kalmışlar.Sarmaşığın kolu ,bütün çiçekleriyle tamamen ortada kalmış.
.Adam hemen uzanıp,koparıvermiş:Yanındaki su kabının içine koyuvermiş.Suyun içinde olmak, mor sarmaşığın çok hoşuna gitmiş.Önce kana kana suyundan içmiş.Sonra yapraklarını, çiçeklerini iyice salıvermiş.
   ``Ohh! iyi ki çıkmışım ordan. Özgürüm artık.Hiç kimse bana karışamıyor.Gittiğim yerde kimbilir ne güzel arkadaşlıklar kuracağım. demiş.
    Adam, elindeki mor sarmaşığa hayran hayran bakıp;
   -Sen nekadar güzel bir çiçeksin! seni bahçemin en güzel köşesine dikeceğim.Çevrende rengarenk çiçekler olacak.Kollarını istediğin kadar uzatıp, istediğin çiçeğe sarılabilirsin.
   Bu sözler sarmaşığın çok hoşuna gitmiş.``Beğenilmek ne kadar güzel bir duygu`` diye düşünmüş.
    Yeryüzü,dağlar, tepeler ,evler her şey gözüne çok güzel görünmeye başlamış.Sanki binlerce kelebeğin hafifliğini yapraklarında hissetmiş.Güneş bile yapraklarını nasıl da parlatmış.Kendini çok şanslı hissetmeye başlamış.
   Adam elinde mor sarmaşıkla; beyaz çitlerle çevrilmiş büyük birbahçeden, içeri girmiş.Bahçenin her tarafı rengarenk güllerle doluymuş.Kırmızı, pembe,beyaz, sarı turuncu ...Bütün renkler;aynı yaprakların üzerinde açmış gibi birbirlerine gülümseyerek bakıyorlarmış.Sanki bahçeye yayılmış tek kök üzerinde,dim dik duruyorlmış.Bu güzellikler mor sarmaşığın çok hoşuna gitmiş.Sabırsızlıkla onlara sarılıp,çiçeklerin en güzelini açmak istemiş.Adam,mor sarmaşığı özenle bahçenin en güzel yerine,beyaz bir gülün yanına dikmiş.Bahçede binbir çeşit çiçek varmış.Sarmaşığın artık yüzlerce arkadaşı varmış.Hepsi rengarenk çiçeklerini açmış, mutlu yaşıyorlarmış.Hiç kendisi gibi çiçek açan,kendisi gibi başkasına sarılarak büyüyen,çiçek yokmuş.Burdaki çiçekler tek başlarına ayakta duruyorlarmış.Ama mor sarmaşık birine dayanırsa mutlu yaşar,en güzel çiçeklerini açarmış.Yoksa ;dik duramaz,yaprakları yerde sürünürmüş.Onun yaşaması için, hep birine sarılması gerekiyormuş.Şaşırarak bakmış etrafına.
    ``Bunlar ne kadar güçlü, kimse kimseye dayanmadan nasıl yaşayabiliyor.Birine tutunmadan nasıl çiçeklerini açabiliyorlar.``diye geçirmiş içinden.
     Ama olsun, bu kadar iyi bakılan bir yerde olmak, büyük bir şans.
Köklerini toprağa saldıktan sonra gözüne en güzel gelen kırmızı güle, kollarını uzatıp ona yetişmeye çalışmış.Bunun için  o kadar acele ediyormuş ki;güneşin bütün ışıklarını çalıp, yapraklarını açtırıyor kollarını uzatıyormuş.
     Uzun bir bekleyişten sonra,kırmızı güle dokunabilmiş.Elini uzatıp sarılınca,birden canının çok acıdığını hissetmiş.Kırmızı gülde, onun canını acıtan sivri sivri dikenleri görmüş.Mor sarmaşık sarıldıkça, kırmızı gül dikenlerini batırıyormuş.Ona dokunan her yaprak bir yerlerinden yaralanıyormuş.Mor sarmaşık inatla,dikensiz yerleri bulmaya çalışıyor, ona sarılmaya devam ediyormuş.Her defasında canı yansa da o kırmızı gülde çiçeklerini açmak istiyormuş.Fakat kırmızı gül, onu her defasında tekrar tekrar yaralıyormuş.
      Mor sarmaşık artık eskisi gibi gülemiyor,çektiği acılarla yaşamaktan hiç zevk alamıyormuş.Çiçeklerini de artık eskisi gibi açamıyormuş.Açan yaprakları yeşilin en kötüsünü,çiçekleri morun en renksizini açıyormuş.Her
gün bu acılar içinde kırmızı güle sarlıyor,kırmızı gül onu yaralamaya devam ediyormuş.Yapraklarıyla, çiçekleriyle okdar çok sarılmış ki; koparsa yapraklarını, dallarını,çiçeklerinin çoğunu kaybetmekten,daha çok acı çekmekten korkuyormuş.Bu çıkmazlarda yaşarken artık çiçek açmamaya başlamış.Günlerce, aylarca hatta yıllarca hiç çiçek açmamış.
       Bahçe sahibi bu işe akıl sır erdirememiş.Hergün suluyor,gübreliyor, toprağını havalandırıyor ama mor sarmaşık, çiçeklerini bir türlü açmıyormuş.Düşünmüş, taşınmış ,günlerce çözüm aramış ama mor sarmaşığın günden güne kötüleşmesini engelleyemiyormuş.``Acaba ormana geri mi götürsem`` diye düşünmüş.
       -Bu zayıf haliyle,ormana varmadan kurur. Bir daha yeşeremez  
demiş.
         Her gün bahçede dolşırken,mor sarmaşığa nedenini soruyor  fakat hiç bir cevap alamıyormuş.Bütün güller, hatta kırmızı gül bile en güzel çiçeklerini açarken,mor sarmaşıkta tek tomurcuk bile olmuyormuş. Birgün bahçe sahibi, sarmaşığın kollarını kırmızı gülün üzerinde bırakarak; kökünü ağaçların olduğu bir alana götürüp, herkesten uzak bir yere  dikmiş.Mor sarmaşık,kollarını  kırmızı gülde bıraktığı için uzun süre, yeryüzüne çıkmak istememiş.bahçe sahibi hergün gelip suluyor,toprağını havalandırıyor, gübreliyor ama mor sarmaşık ,yer yüzünde tek yaprağını bileaçmıyormuş.
Bahçe sahibi:``acaba yalnız kaldığı için mi çiçek açmıyor``diye düşünmüş.
Yanına  bir ağaç getirip dikmiş. Mor sarmaşık, ağaçları ormandan tanıdığı için  korkmamış ama hep kırmızı gülde bıraktığı kollarını ,çiçeklerini düşündüğü için bu ağaç bile onu mutlu edememiş.Uzun süre yine yapraklarını açmamış.
      Sonra; güneşin scaklığına,yağmurun ısrarlarına dayanamayıp yavaş yavaş yapraklarını yeryüzüne göndermeye başlamış.Artık etrafına korkarak bakıyormuş.Hiç kimseye, hiçbir şeye tutunmamaya çalışıyormuş.
Bir tek toprağın üzerine, korkusuzca kollarını salmaya başlamış.Hiç canı acımıyormuş artık.Yaprakları açarken,tomurcukları renklenirken de canı acımıyormuş.Güneş gene ona el sallayıp,en güzel renklerini gönderiyormuş.
Herşey birden eskisi gibi güzelleşmeye başlamış.Kimseye tutunmadan da,hayatın güzelliklerini görmüş.Özgürlüğün tadını çıkarıp kollarını,yapraklarını ,çiçeklerini açarak büyümeye başlamış.Mor sarmaşıklar; yeşil yapraklar üzerinde gülerek çevrelerini seyrediyorlarmış. Bu kadar mutluyken bile  kollarının yerde sürünmesine üzülüyor, bir ağacın gölgesindeki güvenliği arıyordu.
     Bir gün; yanındaki ağaç  dallarını uzatarak ona dokunmaya çalışmış.
Mor sarmaşık korkuyla bütün çiçeklerini kapatıp, kollarını toplamaya çalışmış.
      -Eyvah! canım yine çok acımaya başlayacak. demiş.
Yanındaki ağaç ısrarla dallarını uzatmaya devam ediyormuş.
   Mor sarmaşığa:
  -Ben sizi iyi tanırım.Siz sarmaşıklar  birilerine tutunmadan mutlu , huzurlu yaşayamıyorsunuz.Bana tutunabilirsin.
   Mor sarmaşık korkarak başından geçenleri , kırmızı gülü anlatmış.
Ağaç , dallarını uzatmaya devam etmiş.
   -Ben senin canını acıtmayacağım.Korkmana gerek yok.
Mor sarmaşık , korkarak küçücük bir dalını uzatmış.O da ne hiç canı acımamış. Kendini çok daha iyi hissetmiş.Birine tutunmak, onu yine eski neşeli,huzurlu,cesur ve dünyanın en güzel çiçeği yapmış.Doğru arkadaşın ne kadar önemli olduğunu anlamış.



Hatun Ateş
11.3.2010 14:47:27
Facebook Paylaş
 
  
 
lavaracı yazarlar
 
yorumlar
Bu makale için henüz yorum yapılmadı !



 
 
köşe yazıları
 
 
Fidel Uçtu...
Dursun Özden
Fidel 90 yaşında
Dursun Özden
SERBEST BIRAKILANLAR Ü...
Ertuğrul Erdoğan
Kadınlar ''D...
Ertuğrul Erdoğan
Bakış ve Ses
zehra serra hacer baş
Bir Kumpanyanın Hikayesi
Ertuğrul Erdoğan
Berder- devamı 2
Hüseyin Zengin
KİTAP FUARINA BOMBA DÜ...
Ertuğrul Erdoğan
 
 
sayaç
 
 
Online Ziyaretçi: 1
Bugünkü Ziyaretçiler:131
Dünkü Ziyaretçiler:408
Sitemizi bugüne kadar
1352863 Ziyaretçi 1352863 Ziyaretçi 1352863 Ziyaretçi 1352863 Ziyaretçi 1352863 Ziyaretçi 1352863 Ziyaretçi 1352863 Ziyaretçi
Kişi ziyaret etmiştir
 

 
Destek Ver - Reklam Ver
© 2009 lavaraci.com
Kullanım Koşulları
Tasarım : Savaş Serter