Anasayfa İletişim Üye Ol
 
lavaracı radyo
 
 
Lavaracı Radyo Kapalı
  yayın akışı               istek formu
 
 
şiirler
 
 
bissürüşeyşiiri
A.Y Borke
Denizler Yandı Tanrım
Tahsin Özmen
TUTSAK ŞİİR
Dursun Özden
bozulmuş şeylerin insanı
A.Y Borke
L/eş
Sezen Akoluk
6 Mayıs şiiri
Dursun Özden
draje.
A.Y Borke
Bilmez onlar
Hüseyin Zengin
GECE
Muhsin Salman
külden merdivenler üst...
A.Y Borke
Tutulum
zehra serra hacer baş
Sohbet-i Aşıkane
Çetin Özdemir
geçici şeyler şahikası
A.Y Borke
BADEM LEME
Muhsin Salman
GİT BAŞIMDAN
Muhsin Salman
 
 
facebook
 
 
 
 
lavaracı yazarlar
 
Cennet Hanımefendiye İkinci Açık Mektup

Sayın Cennet Hanım, Evet AKP nin devri çoktan bitmiştir hele Tayyip Erdoğan’ın devri, ne İsrail ne de Amerika tarafından kalmış değildir ama Ölmüş atı kırbaçlar misli, hem Türkiyenin büyük zenginleri, tüm muhalefet gibi hareket etmesine karşın TÜSİAD ve elbette medya AKP nin de, Tayyip Erdoğan’ın da nerdeyse ayaklarına kapanıp, gitme kal, sen gidersen biz ne yaparız misli hem ağlıyorlar, hem de kırbaçlarında keramet arıyorlar. Çünkü Tayyipsiz AKP nin ayakta kalmayacağını, AKP siz ise kendilerinin ayakta kalmayacağını çok iyi biliyorlar. AKPsiz düşeceklerine, AKP’YE sarılarak onunla birlikte düşmeyi, kapitalizmin kendi mezarını kazdığı misli tercih etmekten geri durmuyorlar. Bu onların ve AKP nin ve de elbette Tayyip Erdoğan’ın sorunu. Bizim sorunumuz, bizim derken, işçilerin, emekçilerin, yani Kürt, Türk emekçi halkların ve oynanan tiyatrolardan kafayı yemek üzere olanların, dinsel gericiliğin üzerine, bu anlamda bunun ve Türklüğün üzerine oturtulmak istenen Faşist 12 Eylül rejiminin, emperyalist yönelimle uyumlu olarak, yöneldiği ortaçağ karanlığına karşı ilerlemeyi savunanların ve bu anlamda, tarihin ilerleme çizgisi üzerindeki bir ilerici tarihsel kategoriyi ifade eden cumhuriyeti savunanların, üstelik de, tüm demokrasi havarilerinin ikiyüzlülüğünü açık edercesine, Cumhuriyetin tarihsel bir kategori olarak, ortaçağa doğru yol alan, gerici, dinci ve faşist rejimin yanında son derece demokratik kaldığını gösterenlerin, diğer yandan, bütün günahları TSK ya yükleyerek, 12 Eylül rejiminin faşist diktatörlük olarak Ortaçağda bir cumhuriyetin kapılarını açacak şekilde konumlanmasının tamamlanması için, bizzat TSK nın en tepesindeki generallerin 12 Eylülden itibaren Kenan Evren dâhil şimdiye kadar gelip geçen en yüksek komutanların ve TC nin devlet durumu içersinde ve devlet tarafında olan ve hala TSK ya yüklenen günahların aynısının CHP nin sırtına da yüklenerek TC den ama daha çok CUMHURİYET ten kurtulmanın yolları döşenirken, yine bizzat bu günahların yüklendiği CHP nin tepesindeki, şimdi düşük Baykal’ın AKP yi ve Tayyip Erdoğan’ı meclise ve elbette ABD nin eş başkanlığına taşıdıklarını açıklıkla görenlerin ve buradan hareketle buna rağmen tekellerin,12 Eylül rejiminin ve elbette ABD-AB emperyalizminin dolayısıyla AKP nin çözümsüzlükten kurtulamadığını görenlerin, bununla birlikte Tayyip Erdoğan’ın tüm sert ve tansiyon yüksekliği taşıyan haleti ruhiyesine rağmen, yeni bir Osmanlı Cumhuriyeti kurmak için tarihsel olarak aynı noktada toplanmış tarafların inadına ve ölümüne bir çabayı ısrarla sürdürdüğünü görenlerin ve dahi AKP nin, daha yakın zamanda anayasa değişikliğinin gündemlerinde olmadığını söylemeyi bir politik kurnazlık olarak kabul edip, apar topar gündemine alarak, değiştirmekten ziyade, güçlendirmeye, dar gelen taraflarını kesip biçmeye çalıştıkları 12 Eylül anayasası ile Yeni Osmanlı Cumhuriyetinin ( ki açın bakın, aynı isimli Graham Fullere, CIA nin Ortadoğu masası şefidir, ait olan kitabı, bu yönelimi en ince ayrıntıları ile önerdiğini göreceksiniz) yolunu döşemeye çalıştıklarını ve bunun da ABD-AB emperyalizminin ve dahi İsrail’in yönelimi ile uyumlu olduğunu görenlerin sorunu;  AKP nin iktidarda kalması, ya da gitmesi ve bu nedenle onun varlığı ile mutlu olanların üzülmesi ya da mutluluklarının devam etmesi değildir. Bizim sorunumuz, 1961 anayasasını çöpe atarak hazırlanmış olan , 12 Eylül anayasası olarak anılan 1982 anayasasının, AKP eliyle değiştiriliyormuş gibi gösterilerek ve hatta bu anayasaya karşı imiş gibi gösterilerek, daha da güçlendirilmesi ve böylece tekeller adına tarihteki en azılı işçi düşmanı politikaları yürüten partinin, bir de hem islam temelli, hem Türkî tabanlı ve hem de Osmanik yapıdaki faşist bir cumhuriyet rejimini yerleştirerek TC ni çözmesi ve Türkiye topraklarını, işçilerin vatanı yoktur incilerini döken sahtekâr ve ahmak solcuların ve de milliyetçiliğin öteki yüzü olan kozmopolitizmi ve ulusal nihilizmi pompalayan ABD-AB emperyalizminin ve de İsrail’in yardım ve destekleri altında parçalamaya ve yer altı/üstü kaynaklarının kullanımını uluslar arası tekellere bırakmaya, işçi ve emekçileri köle gibi çalıştırmanın yasal dayanaklarını hazırlayıp, allayıp, pullayarak, demokratik ve ekonomik reformlar diye yutturmaya çalışması ve bu çabalarına sol ton veren sahte solcuların, devşirme aydınların yarattığı akıl bozucu, illüzyon yaratıcı çabalarıdır.
İşte bizi ilgilendiren bu sorunlar nedeniyledir ki, AKP nin 12 Eylül anayasasına “EVET” demenin de,”BOYKOT “etmenin de, 1982 12 Eylül anayasasına “ HAYIR“
Demek olmadığını, 1961 anayasasına dönmenin kapısını da açmayacağını ama AKP nin, artık tekellere dar gelen ve 1961 anayasası ile sağlanmış olan bütün demokratik alanları ortadan kaldıran 1982 anayasasının taşıdığı, kapitalist düzenin en temel hukuk kuralı olan kuvvetler ayrılığı ilkesinin ifadesi olan yargının ve yasamanın yürütme karşısındaki bağımsızlığının ortadan kaldırılmak ve kapitalizmde, bizzat kapitalistler tarafından kapitalizmden geri gitmenin yasal dayanaklarını yerleştirmek isteğine karşı “HAYIR “ demenin, aynı zamanda 1982 anayasasına da “HAYIR” demek olduğu gibi, “12 Eylül rejimine de, tekeller düzenine de, ABD-AB emperyalizmine de ve elbette AKP nin, bunun yanındaki ve asıl olan işçi düşmanı politikalarına karşı da “HAYIR “ demek olduğunu ifade ediyoruz. Yani bunu bize, sizin ifadenizle “ CHP, MHP, BDP, Silivri ve Kandil” söylemiyor, ahmaklığımız da kulağımıza fısıldayıp durmuyor, bu “HAYIR” da bizi yönlendiren akıl gözümüzdür. Akılla bakan gözlerimizin mantığıdır “ HAYIR”  demeye işaret eden.
Evet, belleğiniz kendinize mi düşmandır onu bilemem ama görünen o ki, düşmanın adresini şaşırmış durumda olduğunuz açıktır. 12 Eylülü yapan yüksek komutanlar yani Kenan Evrenler ve diğerleri ve arkasındaki, hiç çekinmeden bunu itiraf eden ABD emperyalizmi ve aradan geçen yıllarda sivilleşme adına, demokratikleşme adına ama generallerin gölgesinde, zulmün gölgesinde 1982 anayasasına “ EVET” denmesi, ardından Demirellerin, Erbakanların, Türkeşlerin ve Ecevitlerin siyasi haklarının iade edilmesine “ EVET” dedirtilerek demokrasinin geldiği yalanının pompalanması, aynı anda irticaya en çok karşı çıkıldığının zannedildiği bir zamanda yani Kenan paşanın Kemalizm diye diye, İmam Hatip Okullarının sayısını artırması yanında, öğrencisinin artırılmasının koşullarını geliştirmesi, Özalın hükümetinin de, cumhurbaşkanlığındaki ANA-YOL ve Demirelin cumhurbaşkanlığında ki REFAH-YOL hükümetlerinin de, bu devamlılığı sürdürmesi ve ne Kürt sorununa, ne demokrasi sorununa ne de ekonomik sorunlara çözüm bulunmaması aksine çözümsüzlüklerin artması ama buna karşın tekelleşmenin hızla yerleşmesi, 12 Eylül rejimin devam ettiğinin yani aslında 12 Eylül faşist darbesinin Demirellere, ya da tekelleşmeye çalışan burjuvazinin hükümetlerine karşı değil, tam tersine tekelleşmenin önünün açılması anlamında, onların işini kolaylaştırmak için ve ama asıl olarak işçi sınıfına ve emekçilere ve daha özcesi işçi sınıfının ve emekçi halkların ekonomik ve demokratik ve hatta politik haklarını güvence altına almada önemli sığınak alanları kazanmış olan demokratik güçlerin, solun ve sosyalist hareketin karşısına baraj koyduğunu göstermektedir ki, bu gerçekliği artık en sıradan insan bile duyumsamaktadır.
Bu devamlılık kapitalizmin ve onun devlet durumunun devamıdır ki, biz buna 12 Eylül rejimi demeyi 30 yıldır sürdürüyoruz. Böylesine bir devamlılık taşıyan kapitalist düzenin 30 yıldır var olan sorunları çözmek için geldiğini söyleyen ve yerleşen 12 Eylül düzeninin gerçekte hiçbir sorunu çözmemesi, aksine daha da çözümsüz hale getirmesi söz konusu iken, kapitalistlerin o günden bu yana krizlere rağmen altın yıllarını yaşadığı gerçeği bize asıl çözmeye gelinen sorunun tekelleşme ve emperyalizme entegrasyonun tamamlanması sorunu olduğunu, bunun için de , bunun önündeki en temel engel olan sol/sosyalist hareketin ama bu hareketin sığındığı kendini koruduğu demokratik alanların kazanımının ifadesi olan 1961 anayasasının sağladığı demokratik alanlarla dolayısıyla 1961 anayasası ile birlikte ortadan kaldırılması gerektiğini ve 12 Eylül rejiminin onca yıldır bu sorunu tümden çözmek için konuşlanmasını sürdürdüğünü ama AKP ye gelene kadar, emperyalistler ve elbette yerli tekeller, her ne yaptıysa, mesela tepeden paraşütle indirerek, Madam Çilleri başbakan koltuğuna oturtsa da, Kürt yandaşlarını, Kürt destekçisi aydınları ve işadamlarını ve daha çok ta, Kürt halkını en sert ve ölümlerle, katliamlarla, faili meçhul cinayetlerle ve zindanla sonuçlanan en sert tedbirleri alarak  yıldırmaya çalışsalar da, “ ölen de öldüren de bizim evlatlarımız “diyecek kadar bunu fütursuzca yapsalar da, sorunları tekellerin ve emperyalizmin istediği gibi çözemediğini, daha sonraki hükümetlerin de bundan farklı bir sonuç elde edemediğini  göstermektedir. Kürtlere, Cennet hanımın ifadesiyle, bok yedirmenin Çiller zamanında da devam ettiği, hatırlanması engellenmek istense de unutulmamaktadır. Ve AKP’nin, dolayısıyla Erdoğan’ın, bu devamlılık içersinde bizzat yine bu devamlılığın içinde olan, yüksek komutanlıkça, o zaman oynanan tiyatrolar la, daha önceki, Refah-Yol hükümeti zamanındaki, Erbakan’ı tasfiye etmek için oynanan ve irticaa karşı imiş gibi oynanmış oyunlarla önü açılmış, AKP ye uzanan, Erdoğan’ı açığa çıkaran yollar adım adım döşenmiştir. Velhasıl AKP ve Erdoğan, yüksek komutanların TC nin devamlılığı içersindeki ve değişmeyen emir komuta zinciri bağlamında, TC nin yönetimine çağırılmıştır. Çağırılan gerçekte, emperyalizmin YDD seyri ile uyumlu olan, çok kolay ve muhtemelen, sonradan geri verilmek üzere, masada elde edilmiş bir cumhuriyet olan Atatürkün adına yazılı TC yerine, Batının kurtuluş savaşı öncesi çizdiği Türkiye’nin ifadesi olan, Yeni Osmanlı Cumhuriyetidir. Bunun için de, “AKP den ve Erdoğan’dan iyisi Şam’da kayısı” misli, tekellerin ve elbette yüksek komutanların “yan cebime” diyerek, AKP nin ve Erdoğan’ın her türlü yönetim eksikliğini kapattıkları ve güçlenerek ilerlemesi, 12 Eylül rejiminin Emperyalizmin yönelimi doğrultusunda, aynı uyumla konuşlanmasını sürdürmesi için destekledikleri apaçık ortada iken, bu devamlılığı göremeyip, AKP den, 12 Eylül anayasasına karşı bir hamle, hem de demokratik bir hamle beklemek, bu anlamda, AKP nin 12 Eylül anayasasına “evet”  demenin, cellâtları sokağa salanlardan hesap sormanın ifadesi olduğunu, 12 Eylül zulmünü yapanların yargılanmasının önünün açılmasının ifadesi olduğunu söylemek ve “HAYIR” deme iradesi gösterenleri ise, 12 Eylül 1980 sabahı sokaklarına tanklar girmeyen ve işkenceye maruz kalmayan ya da hiç işkencelerden ve Zorla bok ve fare yedirilen insanlardan bi haber olan, geceleri uykuları telsiz sesleriyle bölünmeyen, parmakları asker postallarıyla ezilmeyen insanlar olduğunu söylemek, zorlama bir kin gösterisidir ki, bu kinin adresi, sözü edilen adres yani 12 Eylül darbecileri ve onların devamının ifadesi olan yüksek komutanlar yanında, onlarla tekeller düzeni olarak,12 Eylül rejimi olarak bütünü tamamlayan diğer devlet mekanizmasını bütünleyen parçalar, mesela Demireller, Mesela Çillerler, mesela Ağarlar, Mesela AKP yi de, Erdoğan’ı da, 1982 anayasasına rağmen, mucize kabilinden meclise taşıyan Baykallı CHP yi, mesela tıpkı Evren gibi, benim babam da imamdı diyen en yüksek komutanı, yarım trilyonluk zırhlı araba hediye edilen yüksek komutanı ve en son yüksek son komutanı göstermemektedir ama soyut bir TSK düşmanlığı, soyut bir CHP düşmanlığı ve unutmuşuz ekleyelim, MHP de bu devamlılıkta bir köprüdür, 2007 seçimlerinde ve sonrasında AKP nin oylarını yükseltmek yanında, Ecevit’in hastaneye kapatıldığı, yüksek komutanlık darbesi sırasında, aniden koalisyondan çekilerek, AKP ye ve Erdoğan’a alan açması da unutulmamalıdır. Öyleyse 12 Eylül darbesi ile başlayan ve devam eden sürecin ifadesi olan 12 Eylül rejimi bir bütündür ve bu bütün içersinde, devletin devamlılığının ifadesini taşıyan bir yapı hüküm sürmekte ve AKP de, Erdoğan ‘da bu devamlılık içerisinde üzerine düşeni yapmakta olup, yaptığı bu devamlılığı sürdürmek ve 12 Eylül rejimini güçlendirerek, varması gereken yere götürmektir. Öyleyse ortada hala dökülen gözyaşları ve yürekte sıkışan kin varsa, bunun en son adresi AKP dir ve bütünlük böylece bozulmayacaktır. Eğer adresten AKP yi ve Erdoğan’ı vareste tutarsak, bu adresi tamamlayan bütünün diğer parçalarını görmezden gelirsek, biriktirdiğimiz gözyaşları ya boşunadır, ya da timsah gözyaşıdır ki, buna eklenen bir sıkıştırılmış kinden söz etmek ise, akıl taşıyanların zekâsına hakaret anlamındadır.
Cennet Hanım, bu hakaretin üstünü örtmek ve “EVET “diyecekleri akıllı göstermek için, 12 Eylülün devamı olan bir rejimin bu devamlılığını sürdürmek üzere görevli olduğu aşikâr olan ve ABD nin bu coğrafyadaki plan, projesinin de eş başkanı olduğunu, bizzat kendisi üstüne basa basa ilan eden AKP nin, bu devamlılığın ve eş başkanlığının gereği ne ise onun ifadesi olarak hazırladığı ve referanduma sunduğu, yeni 12 Eylül anayasasına “HAYIR”  diyecekleri, 12 Eylül anayasasına dolayısıyla,12 Eylüle,12 Eylül darbecilerine, Kenan Evrene “EVET” diyecek olmakla korkutmakta ve 12 Eylülün zulmünü yaşayıp da, AKP nin hazırladığı yeni 12 Eylül anayasasına “HAYIR” diyecek olanların, aklından zoru olduğunu, bu patolojik rahatsızlıkları için onlara tedavi gerektiğini söyleyerek hakaretine sözde 12 Eylülcülere taşıdığı kini de akıtmakta böylece adresi iyiden iyiye şaşırdığını göstermektedir.
Hayır, Cennet Hanım, “12 Eylül 2010’da yapılacak referandumda ‘Evet’ oyu kullanmakla, 12 Eylül 1980 darbesini yapan generallerin yargılanmasının önünü açmak şöyle dursun, 12 Eylül faşizmi ile yapılanları bile aratacak bir zulmün anayasal güvence kazanması mümkün olacaktır.  İşkencecilerden, idam sehpası kuranlardan, insanlara zorla bok yedirenlerden hesap sormak ise, sizin bile unuttuğunuz bir lüzumsuz uğraş olarak kalması bir yana, bunu gündeme getirenlerin türlü işkencelere maruz kalmasına kimsenin ses çıkaracak hali kalmamış olacaktır. Buna karşın,12 Eylül 2010’daki AKP nin,12 Eylül rejiminin faşist diktatörlük olarak konuşlandırılmasının tamamlanmasının önünü açacak anayasa maddelerini kabul ettirmek istediği referandumda “Hayır” oyu kullanmak, asıl bu, sizin dediğinizin aksine 12 Eylül darbesini yapanların yargılanmasının ve hesap sorulmasının engellenmesini engellemenin önünü açacaktır. Dahası var, AKP nin 12 Eylül anayasasına “EVET “ diyerek 12 Eylülün ve 12 Eylülcülerin yargılanmasının önünün açılacağını söyleyebilecek kadar ahmaklığa yatanların, bunu örtülemek için “HAYIR “diyecek olanlara peşin peşin deli gömleği giydirmeye çalışması da, AKP nin ve Erdoğan’ın paçalarına yapışıp, gitme kal şarkısını söyleyerek ağlayanların ne denli fazla olduğu da görülmüş olacaktır. Dahanın da dahası var, “ HAYIR” referandumda yalnızca bir oy’un ifadesi değildir, “HAYIR” 12 Eylül anayasasına,12 Eylül rejimine, tekellerin düzenine, Emperyalizme ve elbette bu bütünün içinde ve önünde olan AKP hükümetine de, bir türlü alışamadığımız ama sizin gibi paçasına yapışıp ağlayanların pek bir sevdiği Erdoğan’a da, onun cumhur reisine de, memleketi padişahlık düzenine yani Osmanlı( batı Ottoman demektedir) cumhuriyetine götürmeye çalışmalarına da, bu anlamda karşı devrim çabalarına da, onlarla işbirliği içinde olan, sahtekâr solculara da, devşirme aydınlara da, solcunun ahmak olanına da, üniversitelerin başına beşinci sıradan cumhurbaşkanının ve yönetimi değiştirilmeden önce, sahte solcuların da, AKP nin de günde otuz kez topa tuttuğu ama şimdi çok yaşa misli yaklaştığı YÖK başkanının yardımları ile çöreklenmiş AKP rektörlerine de, Türkiyedeki Emperyalizmin emelleri doğrultusunda AKP nin yürüttüğü İslamcılık ve yeni Osmanlıcılık açılımını sabah akşam, insanların kafasına kakarak yayın yapan medyaya da, sizin “ EVET” oylarına akıtmaya çalıştığınız timsah gözyaşlarınıza da, sahte kininize de “HAYIR “ demek olacaktır.

Son olarak Cennet Hanım, Tanrı kimseyi akıl tutulmasıyla çarpmaz ama emperyalist burjuvazinin ideologları yarattıkları tanrılarla ve tanrıcıklarla akıl tutulması yaratmakta oldukça başarılı ve sabıkalıdırlar. Şu anda da, Emperyalist burjuvazinin tek dayanağı tanrı ve tanrıcıklar yaratarak, akıl tutulmasını kitleselleştirmek, toplumları top yekûn edilgen sürüler haline getirmek ve tanrı korkusu yanında, zulüm korkusu ile de terbiye ederek ortaçağa yönelişini kolaylaştırmaktır. Bunun Türkiyedeki ve pratikteki tezahürü, demokrasi illüzyonu olarak kendini göstermekte olup, toplumsal olarak akılların geriletildiği görülmektedir. Ama merak etmeyin ve kuşkunuz olmasın ki, bütün bu insan işi olan akıl gerilemelerinin tedavisi “HAYIR “ diyerek sıçramalı olarak başlayacak ve reddin reddi misli, sıçramalı olarak akıllar yerine gelerek, akıl gözüyle görenler çoğalacaktır. Ama ahmaklığa yatarak “EVET” diyenler için, ne ahmaklığına, ne sahtekârlığına yarayacak tedavi olmayacak maalesef.


Fikret Uzun
19.07.2010 21:06:29

YORUMLAR;


CENNET BİLEK
DEĞERLİ HOCAM,
YAŞINIZA VE GÖRÜŞLERİNİZE SAYGIM VAR HERŞEYDEN ÖNCE... AMA BU ÜLKENİN DEĞİŞİME İHTİYACI VAR HEMDE ACİLEN... BEN SAVAŞSIZ BİR ÜLKEDE YAŞAMAK İSTİYORUM UKKTH DAHİL HER ŞEYİN KONUŞULMASI TARAFTARIYIM.... BENİM GÖRÜŞÜM BÖYLE NE YAZIK Kİ. SAYGILARIMLA


FİKRETUZUN
Cennet Hanım, bu ülkenin elbette değişime ihtiyacı var ve hakettiği değişim sosyalist iktidardadır.bunu da AKP nin ahzırladığı yeni 12 Eylül anayasasına ``EVET`` demekle mümkün kılamayız maalesef. ve savaşsız bir ülkede yaşamanın yolu da bu ``EVET``den geçmiyor. aksine,bu evet ile bu bölge,kendisine ait olmayan bir savaşla kan revan içine çok daha kolaylıkla itilecektir. ve üstelik UKKTH nın konuşulmasının da,savunulmasının da, bu hakkı Kürt halkının özgürce kullanmasının da güvencesi bu ``EVET`` de değildir. ve bu benim öznel görüşüm değildir. bu bu coğrafyadaki ve AKP ile daha fazla açığa çıkan nesnellikte yazılı olan gerçekliğin ifadesidir. ben sadece bu gördüğümü ifade etmiş oluyorum. ve bu beni, AKP nin hazırladığı yeni 12 Eylül anayasasına ``HAYIR`` demekle sorumlu tutan bir gerçekliğin yansımasıdır ki, ben çok şükür ne deliyim,ne de akıl tutulmasına yakalandım,aksine son derece özgür bir aklım var ve aklımla ve teorik bakarak görüyorum. gördüklerimle hem şaşırıyorum ,hem ürküyorum,ortaçağda yaşamaya başladığımızı görüyor ve hem ortaçağa işaret edenlere hemen inanmadığım için üzülüyor ve hem de buna işaret edenlerin işaretleriyle aynı anda ortaçağın gelişini gördüğüm için şaşırıyorum. Tiyatroyu çok severdim ve son 30 yıldır koca koca profesör suretindeki,ya da aydın kılığındaki adamların oynadığı tiyatroları izlerken tiyatrodan nefret eder oldum. referandumu da bir tiyatro olarak görüyor ve daha perdeler açılmadan oyuncuların rollerini kestirebiliyorum. en önemli rol ``EVET`` çilerdedir. onları,onları asiste etmek misli rol alan `` BOYKOT`` çular izliyor. ``HAYIR`` cıların içinde de rol sahibi olanların olduğunu görüyorum. ve bu rol sahibi, olan tiyatrocuların hepsinin söylediği sizin de dillendirdiğiniz gibi,DEĞİŞİM- BARIŞ YA DA SAVAŞSIZ BİR DÜNYA VE hacivat karagöz oyununda yar bana bir eğlence denildiği gibi, misli,ABD -AB emperyalizmine ve İsraile nur topu gibi bir sömürge misli KÜRT ULUSUNA BİR DEVLET diye inliyorlar. Ama gerçek ``HAYIR``lar,sendikasının patronunun da,fabrikasının liderinin de aynı pandominde olduğunu farkedip,kendi gizil gücünün peşine düşen işçilerden ve kardeşilkten ve sömürülmeden,köleleştirilmeden,insanca yaşamaktan başka bir şey istemeyen emekçilerden gelecek ve elbette siz ne derseniz deyin akıl taşıyan ve akıl gözü ile gören ve elbette aklı tutsak edilememiş dürüst,namuslu ,aydınlık insanlardan gelecek. ve ben,bunları her tekrar edişimde, Kenan Evrenin netekim diye diye,ardından ATATÜRK diye diye imam hatip liselerini çoğaltması ve önünü açması geliyor. ve bu imam hatip liselerinin,din dersinden ziyade ya da imam yetiştirmekten ziyade,akıl bozmaya,akılları geriletmeye yaradığını düşünüyorum ve buradan mezun olanların osmanik imparatorluğuna giderken, bunu görememeleri yanında,bu imam hatiplileri sol tarafa,onlara alışamayanları neredeyse faşist cepheye yerleştirmeyi akıllı olmaktan sayanları bir türlü anlayamıyor ve kabul edemiyorum. ben de ne yazık ki,böyle bakıyorum. ama dediğim gibi,çok şükür aklım tutuk da değil,gömleğim de deli gömleği değil. ve şunu da ifade etmeden geçemeyeceğim, hem görüşlerime saygı gösterip, hem de bu görüşler nedeniyle deli gömleği giydirmeyi becerebilmek size mahsus olsa gerek diye düşünüyorum. yaşıma gelince, özgür aklımın,yaşımla ilgisi yoktur ve yaşım 54 olmakla birlikte,yanlış görüyorsam düzeltin ama sizin yaşınızla benim yaşım arasındaki mesafenin,bu anlamda saygıdan söz edilecek denli uzak olduğunu sanmıyorum. bunları hem de size yönelterek yazdığım için sevinemiyorum. kaleminiz güzel ama sanki sizden bağımsız yazıyor. pek yazık kansız bir iç savaş yaşadığımızı görmeden, ``EVET`` ile `` HAYIR`` arasına sınır çekip, sınırın ötesindekileri aklından zoru olanlar ve Tanrının gazabına uğryarak aklı tuttulmuş olanlar safına yerleştirirken, tüm akılları ``EVET`` ile birlikte kendinize ayırıyorsunuz.  


EVİN OKÇUOĞLU
FİKRET HOCAM
AKP Yİ İLERİCİ BULAN, ona sol ton vermeye çalışanlar, en geri faşist sürecin girdabına kapılmış olanlar ile dostça söyleşi olası değildir. bence düşmana denecekleri demek gerekir. böylece herkes gittikçe safını net olarak ortaya koymaktadır. süreç hızlı işliyor. kendisine sol diyerek sol olunmuyor diyorduk ama şimdi artık kendisine sol da demiyorlar açıkça akpyi ileri bulduğunu itiraf edenler çok sürmez göreceksiniz daha da sağda düşman safının eli kanlı faşistleri arasında yer alacaktır. bu aymazlık değil, kandırılmışlık değil, safça bir ahmaklık da değildir. düşmanın en bilinçlisi ile karşı karşıya duruyoruz. bu toprakları sevmeyen, işbirlikçi ülke satan halkı yoksullaştıranlarla kol kola girmiş emperyalizmin emrindeki kalemlerdir bunlar. kırılacaklar.



NEFİSE KARATAŞ

Kanıma karışan her bir pompası serotinin
Karışık bir kokteyl gibi akıyor ar deremden
Beyin yağımı kurutan özgürlerim
Çevir cadı indir prens aynası gibi

İskambil kağıtlarından şans gösteren liboşlara
Verdiğimiz açığı kapatmak için
Sinekkaydı traşını olmuş sudan bakıyorum gizi

Kimi takmış aklına kirli sakal gibi kavramları
Ruhunda depreşip duran külah kavgası
En basit düşe orman kaldırıyorsa marifetiniz
Ya da en hakiki inancı ağıyorsa diliniz
Sedefi kakıp kristali takıp muzla oynamayın artık
Bizde ne sepet açmaya heves var ne de sandık


-----
F tiplerine karşı da birçok özgür tutsaklarımızı kaybettik. Yarın başka bir katliamın sebebini sormak için de çağıracaklar. Bu arada başka katliamlar ve düşünenleri tıkmak için içeriye. Bir de edebiyat safından bakarsam ara sıra AKP`nin yağından enerji almak ammennah ama onunla büzüşenler de oluyor ki çok kötü. Denizli tiyatroyu benimsemiş kenttir ve 25 küsur yıldır dünyada tek Amatör Tiyatrolar Festivali düzenleyen il diye anılıyor. Ama sağolsun iktidar kastıkça kastı. İki üç kişilik yönetmen ve deneyimli oyuncu kadrosunu da boşalttı. Milli Eğitim`den parmak işaretiyle ve sizin dilinizle Osmanik elemanlarla iş götürmeye çalışıyor.

Çok korktuk. ``Tankınız ne güçlü generalim`` Profosyonel ve yüksek maaşlı emekli askerlere kadro açma haberini biz yayınlatmadık herhalde daha birkaç gün önce. Yaşasın delilik. Teşekkürler Fikret Uzun ve Evin Okçuoğlu.

  
________________________________________
Bu cevap Nefise Karataş tarafından (3) defa değiştirilmiştir. Son değişim 21.07.2010 11:59:35

İSİMSİZ YORUMCU
ya bu cennetle uğraşmaktansa cehennemi yeğlemek gerek. ne demek savaşssız yaşamak?aptallıktır bu. hiç bir erk yönetimini dövüşmeden vermez. ayrıca nefiseye katılıyorum. denizlide akp amatör tiyatrolar şenliğinide bitirdi


Fikret Uzun
22.7.2010 09:58:32
Facebook Paylaş
 
  
 
lavaracı yazarlar
 
yorumlar
Bu makale için henüz yorum yapılmadı !



 
 
köşe yazıları
 
 
Fidel Uçtu...
Dursun Özden
Fidel 90 yaşında
Dursun Özden
SERBEST BIRAKILANLAR Ü...
Ertuğrul Erdoğan
Kadınlar ''D...
Ertuğrul Erdoğan
Bakış ve Ses
zehra serra hacer baş
Bir Kumpanyanın Hikayesi
Ertuğrul Erdoğan
Berder- devamı 2
Hüseyin Zengin
KİTAP FUARINA BOMBA DÜ...
Ertuğrul Erdoğan
 
 
sayaç
 
 
Online Ziyaretçi: 1
Bugünkü Ziyaretçiler:16
Dünkü Ziyaretçiler:525
Sitemizi bugüne kadar
1352340 Ziyaretçi 1352340 Ziyaretçi 1352340 Ziyaretçi 1352340 Ziyaretçi 1352340 Ziyaretçi 1352340 Ziyaretçi 1352340 Ziyaretçi
Kişi ziyaret etmiştir
 

 
Destek Ver - Reklam Ver
© 2009 lavaraci.com
Kullanım Koşulları
Tasarım : Savaş Serter