Anasayfa İletişim Üye Ol
 
lavaracı radyo
 
 
Lavaracı Radyo Kapalı
  yayın akışı               istek formu
 
 
şiirler
 
 
bissürüşeyşiiri
A.Y Borke
Denizler Yandı Tanrım
Tahsin Özmen
TUTSAK ŞİİR
Dursun Özden
bozulmuş şeylerin insanı
A.Y Borke
L/eş
Sezen Akoluk
6 Mayıs şiiri
Dursun Özden
draje.
A.Y Borke
Bilmez onlar
Hüseyin Zengin
GECE
Muhsin Salman
külden merdivenler üst...
A.Y Borke
Tutulum
zehra serra hacer baş
Sohbet-i Aşıkane
Çetin Özdemir
geçici şeyler şahikası
A.Y Borke
BADEM LEME
Muhsin Salman
GİT BAŞIMDAN
Muhsin Salman
 
 
facebook
 
 
 
 
lavaracı yazarlar
 
Kırılma Noktası

          Annesi ortalarda olmayan kumru yavrusu, belli ki aç.  Aranmakta yuva içerisinde. Yavaşça çıkmakta dışına. Bir iki bakış, bir iki adım. Kim bilir kaç günlük… Ürkerek çevreye göz atma. Yerinde sabit durup kafasını sağa sola ileriye… Aşağıya düşürmekte. İndiği yuvanın, çatının yağmur oluğu civarında yürümekte.
            Uzaklardan bir karga, çok da şaşırmıştım, çaktırmadan kesmekte yavruyu. Yağmurluk boyu yürüyen, ara sıra eğilip bulduğu bir şeyleri gagalayan bir minik yavru. Karganın pike yaptığını görmekte, vahşice inmekte. Ani bir el kol, hiş, piş sesiyle korkan karga uzağa, ama kumru yavrusunu gören bir yere tünemekte.  Doğanın kanunu nasıl oluyorsa bir yavruya düşman edebiliyor bir kargayı. Kolladığı fırsatı, yakalayacağı anda affetmeyecek bakışlar.
Yavru, yağmur oluğu ucunda, yuva uzakta, karga kesmekte uzaktan.

           Karga gözlemekte, yavru hiç farkında değil ve adam üzülmekte. Ani bir hareketle karga en hızlı kanat çırparak yaklaşmakta, yavru farkında, sağa sola geriye ileri fakat sabit. Adam endişeli, yavru gidecek, eli, kolu, ayakları hiş, piş bağırışları, hem kargayı hem yavruyu korkutmakta. Karga yön değiştirirken, yavruda korkuyla yağmur oluğundan aşağı bırakıyor kendini, kırılma noktası. İlk uçuş korkuyla başlıyor.
Adam sevinçli, karga üzgün ve kumru yavrusu artık uçan bir kuş olmuştu.


          Oysa çok severdi gelinciği. Rengindeki canlılık kırmızı ile siyahlık, açılan dalına göre kocaman çok olmayan yaprakları. Bakmaya kıyılamaz br görüntüydü. Üstelik genişçe, koskocaman, büsbüyük  bir gelincik tarlası görüntüsü kendinden geçmesine yetiyordu. Bir zaman, geçerken arabasıyla ona benzer bir yoldan, tarla kenarında durup, bir deste toplamak istedi. Kopardığı her gelincik yapraklarını döküyordu. Kopardı döküldü, döküldü kopardı. Yan yana koyamadan iki dalı, yerde en az koparılmış yirmi yirmi beş boynu bükük gelincik yatmaktaydı. Uzaklaştı hızla, arabasına koştu, sertçe kapıyı kapattı, çalıştırdı ve deli gibi sürdü arabasını. Gözyaşları yanağını ıslatıyordu.
Gelincik rüyası mutsuz sondu, ellerinde kalan birkaç yeşil yapraksız daldı.

          Uzaktan tanırdı. Birkaç sözdü ona dair duydukları. Anlatılanlar hiç kafasına girmez, aklında fikrinde, bir çift gözün, onda bıraktığı, hiç de anlamam dediği cinsten yüreğinin içine akan bir çift sıcak bakış.
O kadar çok rüyaya yatmıştı ki, onunla, birlikte sabaha uyanır, kahvaltıya oturulur, yatak içinde sırnaşılır, el ele sahillerde yürünülür, boylu boyunca, hani eşek gibi derler ya, sevdaya yatmak isterdi.
O’nu görmek için yol adlığı kilometreler, yüreğinde ki hasret yangınları, özlemi, açlığı son bulacaktı sarıldığında.  Sanırım ilk görüşmeleri olacaktı, yıllar sonrasında özlenen istenen arzu duyulu uzaklarda kalınan.

         Sıcak bir yaz günüydü. Geleceklerdi onu istemeye ailecek. Önceden alınan yüzükler, çaktırmadan tedarik edilen elbiseler, bir iki dosta kulağınız seste olun bilgileri, mutlu son öncesi söz kesip kahve içip, aldık verdik cümleleri. Sıcak havada, soğuk içecekler, saat dokuza yakın belki de biraz heyecan yatıştırması, birkaç bardak bira derken dalıp gitmeler. Belki de gönülsüz gelin durumları ya da, şişede durmadığı gibi derinlere daldıran içkinin unutturduğu kız isteyip söz kesme akşamında, ellerli arasında başı önde gözü yaşlı bir genç kız. Beklenen gelmemişti. Düşleri gerçek olmaya yakınken, umutları hüsran olmuştu.

        Bitişikteki evden, duvara yumruk vurularak haber verilir, pencereler açılırdı. Buyur komşu sesine saat kaç sorusu geldi. Bakayım dedi uykulu sesiyle. Yeniden geldi, kafasını uzattı, beşe geliyor dedi. Hayırdır ne oldu sorusuna, yolculuk var Ankara’ya dedi saati olmayan yan komşu. Kapanan pencereler ardında yeniden uykuya uzanıldı.
         Yolun aşağı tarafından gelmekte olan adam, sanki öğle sıcağından bunalmış, kan ter içinde, elinde ceketi, pencerelere doğru bir şeyler söylüyor, yol boyunca duralıyor, yürüyor. Vurulan kapı zerze’si birinin geldiğini haber ediyordu. O kim dedi yukarıdaki ses. Benim dedi ben aşağıdaki. Geldim dedi, buyur.
         Saatiniz yanlışmış, otobüsü kaçırdım dedi gülümseyerek. Etme dedi, tüh. Nasıl oldu ki dedi, çocuk bakmıştı saate. Tüh dedi hayıflandı, tüh. Üzülme dedi gelen, ben otobüsü kaçırdım ama belki de hayırlısı oldu. Benim bineceğim otobüs yolda kaza yapmış, yeniden bilet alacakken söylediler yazıhane. Ben sevindim kendi adıma ama, başkaları için üzüldüm, haydi iyi günler dedi ve gitti.


         Kırılma anıdır belki yaşadıklarımız, kırdıklarımız, kıramadıklarımız ve kırıldıklarımız.
  
  
Mozan-Muharrem Araz

12 Temmuz 2008  

www.mozanaras.com



Muharrem Araz
12.12.2010 20:26:28
Facebook Paylaş
 
  
 
lavaracı yazarlar
 
Son 5 yorum
3 yorum yapıldı 
#3   Atila Yılmaz 12.1.2012 04:19:12
 yine harika bir anlatım şekli. duygu ile yazının yazı ile duygunun bir aşkın meyvasıdır ya çocuk sizin duygu ve yazınızın aşkı bu güzel anlatım yüreğinize sağlık..
#2   Hasan Çamlı 18.12.2010 23:15:01
 Fakir BAYKURT öğretmenimin öykünmeleri kadar güzel bir öykü usta. Olguların önünde gidiyor hal ve durumlar. Fakir öğretmenimin "pıtrak" öyküsünü çok severim. aynı güzellikte sevdim öykünmeni. Paylaşımın için
#1   Fedai Güven 16.12.2010 22:19:00
 Güzel ve içten bir paylaşımdı. Final noktalaması ana temanın özeti değilse bile. mesaj olarak düşündüren yanıyla vecize gibiydi. Usta yazarını can-ı gönülden kutluyor saygı ve sevgilerimi sunuyorum...
 
 
köşe yazıları
 
 
Fidel Uçtu...
Dursun Özden
Fidel 90 yaşında
Dursun Özden
SERBEST BIRAKILANLAR Ü...
Ertuğrul Erdoğan
Kadınlar ''D...
Ertuğrul Erdoğan
Bakış ve Ses
zehra serra hacer baş
Bir Kumpanyanın Hikayesi
Ertuğrul Erdoğan
Berder- devamı 2
Hüseyin Zengin
KİTAP FUARINA BOMBA DÜ...
Ertuğrul Erdoğan
 
 
sayaç
 
 
Online Ziyaretçi: 2
Bugünkü Ziyaretçiler:17
Dünkü Ziyaretçiler:525
Sitemizi bugüne kadar
1352341 Ziyaretçi 1352341 Ziyaretçi 1352341 Ziyaretçi 1352341 Ziyaretçi 1352341 Ziyaretçi 1352341 Ziyaretçi 1352341 Ziyaretçi
Kişi ziyaret etmiştir
 

 
Destek Ver - Reklam Ver
© 2009 lavaraci.com
Kullanım Koşulları
Tasarım : Savaş Serter