Anasayfa İletişim Üye Ol
 
lavaracı radyo
 
 
Lavaracı Radyo Kapalı
  yayın akışı               istek formu
 
 
şiirler
 
 
bissürüşeyşiiri
A.Y Borke
Denizler Yandı Tanrım
Tahsin Özmen
TUTSAK ŞİİR
Dursun Özden
bozulmuş şeylerin insanı
A.Y Borke
L/eş
Sezen Akoluk
6 Mayıs şiiri
Dursun Özden
draje.
A.Y Borke
Bilmez onlar
Hüseyin Zengin
GECE
Muhsin Salman
külden merdivenler üst...
A.Y Borke
Tutulum
zehra serra hacer baş
Sohbet-i Aşıkane
Çetin Özdemir
geçici şeyler şahikası
A.Y Borke
BADEM LEME
Muhsin Salman
GİT BAŞIMDAN
Muhsin Salman
 
 
facebook
 
 
 
 
lavaracı yazarlar
 
Deli Seyit - 3 - Garez

                  
                 GAREZ  -3-

.....Hacıhalil’in evi köyün çıkışında dağın dibi kayalıkların altında köyün en son eviydi tek başına...Vakit ikindi, daha gölgeler henüz dönmüş, mevsimin en sıcak günlerinden biri bu gün, ağaçların dallarında ayrılmış ağızları kuşların... Sıra sıra servilerin başı gökte ırgalanıyor ama sonbaharın soğuk azizliğine uğrayan servilerin yaprakları sevdiğine kavuşamamış Hacıhalil’in kızı Duru gibi erkenden gazel olmuş sararıp solmuşlardı! Artık zamanıydı da zaten gazel olmanın.
.....Duru kendisine danışılmadan aynı kardeş gibi bir arada yetiştiği amcasının oğlu Samiyle evlendirilmek üzere kurulan düğünde, davulcular vurunca davula halay tuttu gençler... Gençlerden biri de Duru’nun gönlünün kaydığı abisinin çoban arkadaşı evli barklı Erkecik’di... Duru’nun gözleri Erkecik’in gözlerine kilitlenen gözleriyle “Akşam evlerinin arkasındaki sarı taşın derede buluşalım” işmarını nasıl verdiyse verdi... Erkecik güm güm vuran kalbiyle düğünden ayrıldı ve o gün ne de uzun oldu o iki gönül için! Davulcu çomağını davula değil de sanki bir Duru’nun başına bir Erkecik’in başına öldüresiye vuruyordu da vuruyordu... Ve gölgeler indi bağa ve halay devam ediyordu sanki Duru’nun öldürülüşü adına zafer sarhoşluğuyla! Duru’ysa ölüp dirile dirile karanlığı kolluyordu... “Bağlarda karanlıktan ağaçlar görünmez olsa” diyordu. Ve biliyordu ki Erkecik sarı taşın derede gizleniyordu.

.....Kızlar ve kadınlar ancak kör karanlık çöktüğünde ayakyoluna gidebilirlerdi. Duru anasının etrafında çok sıkışmış gibi dolanarak... “Ayakyoluna çıkacağım” dedi.
.....Anası baktı karanlığa, sarıtaşın  derede kayalıklar belliydi hâlâ..
..... -Biraz daha biraz daha sabret. Dedi.
.....Duru “Çok sıkıştım” diye itişe kakışa çıktı dışarıya küçük bacısıyla geldi dereye
..... -Sen burada bekle kayaların arkasına edeyim dedi.
.....Kayanın arkasına nefes nefese dolandığında elindeydi Erkecik’in eli... O an duracaktı sanki körük çeken kalpleri! Duru koynundan çıkardığı notu verdi ve çişini yapmış gibi rahatlayarak döndü geldi.

.....Erkecik tepeyi tilki kurnazlığında tazı gibi aştı, Seyit’in Çimen’i akşam ineğini  havşede sağıyordu. Fakat inek danasını önünde görüp yalamadan süt vermiyordu... Çoluk çocuk, anası babası herkes Duru’nun düğününe gitmişti... Çimen böyle sıkıntı içindeyken içeriye ufak tefek bir karartı geçerken seslendi.
..... -Kim ulan o?
.....Erkecik Çimen’e aldırmadan içerileri aradı bir ışık bulamadı gelip Çimen’in başında dikelerek.
..... -Ulan pasaklı karı daha bir ışık bile yakmamışsın.
.....Çimen sevindi halasının oğlu Erkecik’in geldiğine.  Hemen danayı kazıktan çözüp verdi Erkecik’in eline ve inek danasını yalarken Çimen sütünü rahat rahat sağarak aldı inekten... Sonra küçük odada beş numaralı  bezazlı kaz lambasını yaktı ve ineği havşede yerine bağlarken, Hüsmen aceleyle lambanın ışığında notu okudu:
..... -Beni verdikleri mıymıntı kavaklıda, bostan başında huymada ihtiyar ninesi korkmasın diye yanında yatacak, ne yap ne et işini bitir hallet yoksa yarın benim mezarımı kazıyor olabilirsin!.

.....Erkecik fırladı yerinden sanki dersin yaydan fırlamış ok gibi Çimen’e gözükmeden karanlığa karıştı köyün dışından dolandı.

.....Erkecik doğdu doğalı dağlarda çobanlık eder... Gece gündüz hiç fark etmez, her çalı, her taş, her uçurum sanki kendine gardaş... Her kestirme yolu ondan hızlı ondan çabuk kimseler gidemez... Ve Erkecik’in eliyle attığı taşı... Bir keskin nişancı gözden, gezden, arpacıktan nişan alsa Erkecik kadar hedefini tutturamaz... İşte bu yönlerinden dolayı, orta boylu cılız tipli bu adamın çok çok fazlaydı kendine güveni... Kendine fikri danışılmadan alınan, amcası kızıyla evliliğini hiç aklına getirmeden, sanki kurtarmaya gidiyordu ölümden sevdiğini...
..... Seyitlerin bahçesinin yanındaki samanı kaldırılmamış harmana geldiğinde... Seyit’in küçük kardeşi Gıyas harmanda mışıl mışıl uyurken, yanı başında ki kazığa bağlı koyun ürktü ipini Gıyas’ın boynuna doladı ve daha ne olduğunu anlamadan kendini çocukluktan beri yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen çobanlık arkadaşı Erkecik’in kucağında boğazını sıkan ipten kurtarırken buldu... Gıyas’a durumu arzuhal eyledi ama Gıyas’ı iki saat ikna edemedi. Giderek sinirlenen Erkecik;
..... -Ne fark eder ceset bir olmazda iki olur! Dolarım koyunun ipini boynuna yeniden o mıymıntıyı da boğarım harğın suyunda olur biter. Diye tehdit etti.
.....Gıyas şok geçiriyor duymuyordu bile Erkecik’in dediklerini...Ama bir şekilde emre amade kalkıp gittiler hemen karşılarındaki  huyma damına... Erkecik damın etrafını kolaçan etti, çatal armudun dibinde durdu, daldan dala gerilmiş yayık yayılan ipi gördü bir kedi sessizliğinde çözdüğü iple içeri girdi... Derin uykuda ak yastıktaki Sami’nin başını yavaşça bir bebek gibi avucunun içine aldı ilmek edilmiş ipi ak boynuna taktı...
.....Canının yanması nefesinin kesilmesiyle can havliyle boğazındaki ipe el attı, hayal meyal kendini sürükleyen bir karaltı gördü son gücüyle eşikliğe omuz verdi ama artık Sami’nin nefessizlikten gücü bitmişti...
.....Erkecik baktı ki yük hafifledi koşup armudun dalına ipi takacaktı. Kapı kenarında duran yoğurt süt dolu bakraçların üstüne düşen bu gölge doksan yaşında ki nineyi de uyardı.
.....Kavakların dibinde bomboş çuval gibi adeta ayakta zar zor duran Gıyas’tan yardım istedi Erkecik... Ve Gıyas yeni kendine geldi sanki... Sarıldı Erkecik’in eline ve tutturdu:
..... - Ölmüş işte görmüyor musun? Ne kırmaşıyor ne soluğu çıkıyor... Bak ninede uyandı geliyor bizi tanıyacak haydi kaçalım...

.....Nine: samiiii... Samiiii... diye sürünerek dışarı çıkarken eli ipe dolandı ve o ipi yılan sandı bir an ama ipin ucunda bir ağırlık vardı. 90 lık ninenin tüm hayatta çektikleri sıfırlandı... Hayatının bütün korkularını toplasalar bu korkunun yanında zerre kalırdı... Sürünerek biraz daha ilerledi ki ipi kendi ellerinde babasız anasız büyüttüğü yetim Sami’sinin boynunda bulunca dili dişi hepten kilitlendi. Bir son çabayla nefes aldı torununun boynundan ipi çıkardı. Ama Sami’de can cara yoktu. Hemen elleriyle arktan başına hoşam hoşam su döktü. Sami nefes aldı ama ninenin haberi yoktu... Aklından köye haber etmek geçiyordu ama o yaşına kadar hiçbir gece bu kadar karanlık olmamış yıldızlarda korkudan hiç bu kadar göğün yüzüne çıkmamıştı! Ama sesini köye duyurmak için karamıklı gediğe çıkması gerektiğini biliyordu...  Karanlıkta sürüne sürtüne tepeye yukarı tırmanmaya başladı ama sanki her taşın ardında ve her çalının içinde Sami’yi asan katiller vardı. Nefes almıyor, suyun içinde boğuluyormuş gibi nefesini sesiz sessiz soluyarak nefes nefese nihayet tepenin başına çıktı ve köyde bulgur kaynatan kazanların alev alev ateşlerini gördüğünde yeniden doğmuşa döndü... Cemile ebe. Köyü ayağının dibinde sayarak bağır bagır bağırıyordu avazının çıktığı kadar: Sami’mi astılaaaar! Sami’mi astılaaaaar!... Sami’mi öldürdüler yetişiiiin!...

Devam edecek.

Hüseyin Zengin
16.6.2011 06:46:22
Facebook Paylaş
 
  
 
lavaracı yazarlar
 
yorumlar
Bu makale için henüz yorum yapılmadı !



 
 
köşe yazıları
 
 
Fidel Uçtu...
Dursun Özden
Fidel 90 yaşında
Dursun Özden
SERBEST BIRAKILANLAR Ü...
Ertuğrul Erdoğan
Kadınlar ''D...
Ertuğrul Erdoğan
Bakış ve Ses
zehra serra hacer baş
Bir Kumpanyanın Hikayesi
Ertuğrul Erdoğan
Berder- devamı 2
Hüseyin Zengin
KİTAP FUARINA BOMBA DÜ...
Ertuğrul Erdoğan
 
 
sayaç
 
 
Online Ziyaretçi: 3
Bugünkü Ziyaretçiler:18
Dünkü Ziyaretçiler:525
Sitemizi bugüne kadar
1352342 Ziyaretçi 1352342 Ziyaretçi 1352342 Ziyaretçi 1352342 Ziyaretçi 1352342 Ziyaretçi 1352342 Ziyaretçi 1352342 Ziyaretçi
Kişi ziyaret etmiştir
 

 
Destek Ver - Reklam Ver
© 2009 lavaraci.com
Kullanım Koşulları
Tasarım : Savaş Serter