Anasayfa İletişim Üye Ol
 
lavaracı radyo
 
 
Lavaracı Radyo Kapalı
  yayın akışı               istek formu
 
 
şiirler
 
 
bissürüşeyşiiri
A.Y Borke
Denizler Yandı Tanrım
Tahsin Özmen
TUTSAK ŞİİR
Dursun Özden
bozulmuş şeylerin insanı
A.Y Borke
L/eş
Sezen Akoluk
6 Mayıs şiiri
Dursun Özden
draje.
A.Y Borke
Bilmez onlar
Hüseyin Zengin
GECE
Muhsin Salman
külden merdivenler üst...
A.Y Borke
Tutulum
zehra serra hacer baş
Sohbet-i Aşıkane
Çetin Özdemir
geçici şeyler şahikası
A.Y Borke
BADEM LEME
Muhsin Salman
GİT BAŞIMDAN
Muhsin Salman
 
 
facebook
 
 
 
 
lavaracı yazarlar
 
Kültürümüz Nereye Gidiyor

                                              


  “insan yaşadığı yere benzer” diyor Edip Cansever, (Mendilimde Kan Sesleri) adlı şiirinde. Ne kadar güzel bir saptama. Yavaş yavaş bağlanırsınız yaşadığınız yere!.. Alışırsınız... Giderek tüm alışkanlıklar gelenek haline gelir ve yaşamın içinde uygulamaya, duyurmaya, uzak, yakın tüm toplumlarla paylaşmaya başlarsınız. Gün geçtikçe gelenek ve görenekler o toplumun, yörenin kendi sanatsal, toplumsal kültürü olup çıkar. Geliştirilip adına etkinlikler düzenlenir.
    Kültürel alanda adı konulan, varlığını kanıtlayan her toplum ürettiklerinin sermayesi ile kimlik kazanırken, sergilediği kültürden de beslenmeye başlar... Yaratıcılığın yanı sıra emek gerektiren kültür maddi ve manevi yollardan kazanç elde etmesine kadar, pek çok alanda önünü açan bir büyümenin sembolü olur. Birikim ve deneyim gerektiren evrensel bir yolculuktur artık. Kültürün diğer toplumlara tanıtılması dünya görüşünü, düşünüş ve eylem tarzını sorgulamasında gerekliliktir her toplum için. Evreni kuşatan, yeryüzünü doyuran elbet bir inanıştır!.. Bu inanış bilgi bütünleşmesiyle akıl çatışmasını da beraberinde getirir.  Bir kurtarıcı aramaktan uzaktır yarattığı kültür ile yaşayan toplumlar... Düzenlerini devam ettirmede üstlenilen sorumluluk yeni bir dünyaya açılmakla başlar. Öyleyse yaşadığımız yer bizim evimizdir!..
    Çağdaş; aydın bireyler yetişmesinde kültürün rolü büyüktür. Eğitimini, yaşam tarzını, düşüncelerini yazınsal sanat kadar toplumsal kültüre göre de benimser, belirler. Toplumları birbirinden farklı kılan ve kimlik kazandıran tek insan eseridir kültür. Sosyalleşmesini, birlikteliği bu kültüre borçludur. Yarınlara, değişen yönetimlere köprüdür kültür. Yapı taşıdır gelişmesinde!..
    Salt şehirleriyle değil, ülke olarak insanımızla, eserlerimizle kültür ve tarih açısından oldukça zengin bir ülkeyiz. Dünya kendini bizim içimizde, ülkemizde arıyor... Tarih; gözden çıkardığı sistemin kaygılarıyla silahlanmakta. Yeni bir dünyanın denenmesi için, yeni bir Tanrı peşinde herkes!.. Hızla yükselen toplumsal kopuşlar kültürel alanda da büyük kayıplara yol açmaktan öte gitmiyor. Ne yaşadığımız yere varmaya, ne de yaşamaya vakit yok!.. Sanatçıya, sanata biçilen tek değer bir arena dövüşcüsüne benzetilip kültür politikası egemenliğinde baskılayıcı tezlerle sindirmek, üretkenliğini tüketmektir. Oluşumu engelleyen sınıflar artık kimilerine göre (Vahiy)dir!.. Kültürümüz nereye gidiyor?
    Her kenti, şehri, ilçeleri, beldeleri kendine özgü kültürleriyle ele aldığımda yaşadığım ilçeyi yani Safranbolu’yu, Tarihi Evleri, Han ve Hamamları, Köprüleri, Konakları, Çeşme ve Camileriyle Ulusal alanda adından sıkça söz edilmesi övünç verici... Dünyanın her yerinden gelip ziyaret eden turistler büyük bir hayranlık içinde kalıyor. Gördüklerini resmediyor!..
    El sanatlarında Bakırcılık, Semercilik, Yemenicilik, Demircilik, Ahşap İşçiliği günümüzde sayıları az olsa da meslek olarak  yapanlar ve bu yoldan geçimini sağlayanlar var. O tarihi dokunun, estetiğin korunmasıyla yaklaşık 3000 yıllık geçmişi bugün hâlâ yaşamakta Safranbbolu’nun... Mimari açıdan dünyanın harikası diyebileceğim gözde ilçelerden biri.
    Kimsenin akşamı kimseninkine benzemiyor. Hiç kimse başka bir yüz değil... Her anı başka bir yuva kurmuş kendine. Unutmamış Bağlar’dan uğurladığı Çanakkele’de şehit verdiği On iki Yağız Genci. Nasıl  bir iyimserliktir, değişimdir geçmiş. Soluduğum hava ile kimler yerleşiyor içime? Apayrı bir yakınlık, sıcaklıktır duyumsadığım gezerken sokaklarını. William Butler  “Her gidiş bir ayrılık değildir.” diyor. İnsan bazen kendine dönmeli!.. Uzağın gözü sükût’u hayaldir...
    Ekmeği, suyu herkese yeten rüzgârın türküsü... Her evin kapısında, her adımda Kavaklar’da ki “merhabası”. Tahta pancurlarında beliren bakışlar!..Tokmaklı kapılarından uğurlanan oğullar. Babalar, analar, sevdalılar. Ağaçlarını, ormanlarını, bağını bahçesini seyretmeye doyamadığım, her yere, herkese yetişen dostluklar. En pahallı düşüm... Bir hüznü, bir sevinci, yalnızlığı masum. Bir de sevdası!..
    Bazen sert, bazen dingin esen rüzgâr, kimi gün bir fırtına kadar hırçın. Tenimi yakan soğuğu kışın hiç çekilmiyor ama, bahar geldiğinde muştulanan yeşillik tarifsiz denecek kadar  cömert. Filizlenen çiçek sabırsız... Pür telaş yaza hazırlanan kadın!.. Serin gecelerini özlediğim yaz aylarını buluta fısıldayan dudak... Kış günlerinde ekmek kırıntıları ile beslenen serçeler. Genç  kızların kınasını yakıp uğurlayan eller. Yaşmağı çözülen kadınların yüzünde gördüğüm öykünün kahramanı hep bir sevdadır. Bağlara çıkan yolları düşlemek sonra... Bir yaradan bakabilene!.. Bir sandığa sığan ömür... Heyy!..
    Üzümlerin diyarında türkülerle uyanmaktan kaç kez vazgeçtim. Kaç evi yarıladım cumartesileri.  Eskiyi ağırlamaktan kalan, geceden ayrılıp gelen pencereme uzanıp ışıyan şu sabah. Hiç bir yerde böyle uyanmak mümkün değildir kuş sesleriyle. Kimselerin kullanmadığı kapılardan bi haber değil başka kapıları açanlar... Taş kaldırımlara yağmur yağarken kim bilir hangi sevdalının ayakları ıslandı? Hangi dar sokaklarda  gölgelenen yüzler gülümsedi? Tenleri buruşmuş yaşlıların kırışık alınlarına yerleşen zaman hep bir göz. Hoş bir sadâ. Ne hüzündür  solan renkler!.. Giden mevsimin söylediği  türkü oyalar durur  dünyayı. Yeryüzü hafiflemiştir artık...
    Her ağacı, her yaprağı, her sokağı tanıdık bana... Gümüş Deresi’nden akan su kim bilir kaç yıldır dağa taşa akıyor? Su izlerine batmış serçeler çoğalıyor habire. Hıdırlık gölgelenen insanların dinlence yeri. Ya çocukluğunu bulamayanlar!.. “İnsan zamanda değil, zaman insanın içinde yaşar...”mış. Henri Bergson böyle diyor!.. Burada yaşamak da öyle.
    İşte bu güzel Safranbolu’nun kendine özgü,  “Aç Kapıyı Ben Geldim”, “Bir Gider Beş Ardıma Bakarım”, “Güvercin Uçuverdi”, “Yeşil İpek Bükene” başlıca türkülerinden bir kaçı. Aslında şehirleri, ilçeleri, köyleri ayaklandıran türkülerimiz bana hep gurbeti çağrıştırır. Unuttuğum sesler yakın gibi geliyor bazen. Yüreğimin duvarlarına vura vura boşalan gözlerin yağmurları öğreniyor beni... Düşlerinde sayıklayan, uykusu kaçan gözlere sürüklenen güz... Bahçeleri bekleyen ağaçların, çiçeklerin, kırların tüm doğanın yeşil giyişi ile şenlenip değişiverir zaman. Allı pulludur birliktelikler. Birdenbire çılgınca dans eden o güzelim renkleri görmek nefessiz bırakıverir beni.
    Ömür; çılgınlıkları seven yolcuları iyi bilir. Bir taşın etrafında oyalanmak noktası konmayan hikâyelerden ibarettir. Hıdırlık’ta, Yörük Köyü’nde, Gayza’da, Bağlar’da bir başına yol alır giden gün. Ve akşamın sancısına hazırlanır gece!.. Kırılmış bir gülüş ağırlığını çeker süzüldüğü yürekten. Hafifçe serilir korku veren gölgelere. Eskitemediği umutlar geçer gider!.. Bir kâhin yeniden değiştirir kağıtlarını.
    İnsan da tarihtir bir yerde; yaşadıklarından mesul olduğu kadar yaşayamadıklarından benzer depreme. Örtündüğü yasalardır... Varoluş nedeni bir roman kadar... I7 Aralık 1994 yılında UNESCO tarafından  Dünya Miras Listesi’ne alınan Safranbolu,  “Dünya Miras Kenti” Unvanı ile tescillenmiş oldu. Büyük kazanım turistik ilçemiz için. Toplumların kendi kültürlerini tanıtmakta gerekli çabayı gösteren, kültürüne sahip çıkan yöneticilerin, vatandaşın  birlikteliği büyük ölçüde sağlandığında yapılamayacak, aşılamayacak engel yok. En büyük payda yine vatandaşın ağırlaşan omuzunda. İzini sürdüğü heyecanların yıllar yılı kıyameti olmuş. Tükenmemiş dikenlerin acısında. Saksıda büyüyen çiçeklere benzemiş kırılgan ve ağlamaklı...
    İşte bir başka ilçe!.. Yıllardır kültürüne sahip çıkan, düzenlediği etkinliklerle adından sıkça söz ettiren Devrek. Devrekliler!.. Her yıl düzenledikleri Uluslararası Baston ve Kültür Festivali’nin 29 Mayıs- 2 Haziran 2013’de  28. yılını kutladılar. Ben de dahil olmak üzere bir çok şairi ve ressamı da konuk olarak ağırlayan 29000 nüfüslu bu küçük şirin ilçenin belediye başkanı sayın Mustafa Semerci, Başkan Yardımcısı Çetin Bozkurt, Kaymakam Cem Afşin Akbay, Ankara’dan gelerek bizzat katılan Adalet  Bakanlığı Adli Sicil Ve Genel İstatistik Müdürü Yüksel Kocaman etkinliği renklendiren isimlerdi. Yine etkinliğe emeği geçen Devrekli Gazeteci Şair Yazar İbrahim Tığ, Kaypaklı’nın sahibi M. Naci Kocabıyık, Gazeteci Celal Ş.Telci, Araştırmacı Hamit Kalyoncu, Şair Mithat Yaban, Ressam Orhan Kurmalı, Erol Sarıal, Ayhan Alaz.
    Bir yere, bir insana bağlanan: Yaşamın arasında kalanlar... Yüreğinin merdivenlerine ne çok düşmüştür. Küsüp gitmiştir bir öpüşün sıcaklığı!..
    Dönüş yolunda bu güzel yürekli insanları düşündüm. Anadolu’nun  bağrında bir tohum ekip onu yeşertmeye, büyütmeye çalışan, yorgunluklarını insan sesiyle unutan vefakar, kadirşinas dostları. İnsan sesi ne kadar çok çoğalırsa o kadar azalıyor karanlık. Aydınlığın haritasını çizen, üfleyen soluklara gözlerini kapatanlar elbet uyanacak... Kendi yangınlarını hızlandıran rüzgâr esmeyecek gün gelip!..  Ne demişti Bejan Matur, “Her kadın kendi ağacını tanır. Uçtum o gece. Karanlığın girmeye korktuğu şehri seçtim. Gölge olmayınca ruh yalnızdı.”
    Yükseklik kimine göre tepeden seyretmektir dağları... Kimine göre de yalnızlığı soymaktır bir ağacın yapraklarında. Kimi de şikayet eder duyduğu sesten... İnsan kendi sıcaklığında yanmadıkça  bilemez  içinden öldüğünü. Bir kültürün, sanatın ölüşü de aynı insana benzer. Tarihi dokusunu, içinde barınan toplum koruyamadıkça yok olmaya mahkumdur. Yenilenmek hem kültür açısından, hem insan açısından ihtiyaç ve gerekliliktir. Yetiştiğimiz çağa borçlu geldiğimizi anlatır minarelerdeki salalar... Kimselerin kullanmadığı adları defterden silendir sürgünü başlatan. Kim örtebilir gözlerimizdeki bulutu?
    Bir yerde yenilendikçe kendini öğrenir insan. İçinde bir yerlerde  açık bıraktığı kapılara, kırılan camlara rastlar. Başka yaşamların kendine öğrettiklerini  düşünür. Ayaklarına batan dikenler daha bir acıtır. Kendine teğeller her öyküyü... Büyülenmişcesine sokakları bekleyen serçelerin, kırlangıçların göçünü seyreder . Gün gelir kendi göçünü hazırlar!.. Birarada sıkışıp kalan aslımızdır ve ona dönmek hiçliğimizi yeniler. Sessizliğimizi anlamayan, yaralarımızı karıştıran eller. Bizden çok sürgün müdür ? Dokunduğumuz her şey  bize ait değilse, kim ne kadar nereye aittir? İşte en güzel sözü “Biz sevinçlerimizi ve hüzünlerimizi  onları yaşamadan çok önce tercih ederiz” diyerek Kuzey Lübnanlı şair Halil Cibran söylemiş... Usumuzu sulayan kitaplar, türküler!.. Sevdalar, acılar. Sevinçler yine kendi tercihimizdir. Yırtık yerlerini dikerek onardığımız ömrü genç tutmak kimin elinde? Kim bilir sesimizdeki yorgun kırgınlığı, şu payımıza düşen miras kaç ölümden sonrasıdır? Bir bıçağın kaç yüzü olabilir ki? Birbirini hiç dinlemeyen yüreklerin sömüren yalnızlığı... Herkesin kullandığı gün gibi zaman. Kuşlar !.. Ahh kuşlar kadar süzülebilsem mavi gökyüzüne. Kaçabilsem bakışlardan. Mektuplar yazsam; sayfalarca.
    Ben döne dolaşa içimde gezinirken ancak farkettim zamanın da bir intihar olduğunu. Yolun karşı tarafından gelip yanımızdan geçen otobüsün yolcuları kendilerini bekleyen dostlarıyla kucaklaşırken Safranbolu yeni konuklarına hazırlıyordu kendini. Bense; sevdiğim insanı uğurladığım gün dökmüşüm bakışımı yere. Başka bir dağılmaymış rüzgârdaki... Gün dönümüymüş meğer!..

Döndü Açıkgöz.


Döndü Açıkgöz
30.12.2013 16:09:43
Facebook Paylaş
 
  
 
lavaracı yazarlar
 
yorumlar
Bu makale için henüz yorum yapılmadı !



 
 
köşe yazıları
 
 
Fidel Uçtu...
Dursun Özden
Fidel 90 yaşında
Dursun Özden
SERBEST BIRAKILANLAR Ü...
Ertuğrul Erdoğan
Kadınlar ''D...
Ertuğrul Erdoğan
Bakış ve Ses
zehra serra hacer baş
Bir Kumpanyanın Hikayesi
Ertuğrul Erdoğan
Berder- devamı 2
Hüseyin Zengin
KİTAP FUARINA BOMBA DÜ...
Ertuğrul Erdoğan
 
 
sayaç
 
 
Online Ziyaretçi: 4
Bugünkü Ziyaretçiler:518
Dünkü Ziyaretçiler:425
Sitemizi bugüne kadar
1352317 Ziyaretçi 1352317 Ziyaretçi 1352317 Ziyaretçi 1352317 Ziyaretçi 1352317 Ziyaretçi 1352317 Ziyaretçi 1352317 Ziyaretçi
Kişi ziyaret etmiştir
 

 
Destek Ver - Reklam Ver
© 2009 lavaraci.com
Kullanım Koşulları
Tasarım : Savaş Serter