Anasayfa İletişim Üye Ol
 
lavaracı radyo
 
 
Lavaracı Radyo Kapalı
  yayın akışı               istek formu
 
 
şiirler
 
 
bissürüşeyşiiri
A.Y Borke
Denizler Yandı Tanrım
Tahsin Özmen
TUTSAK ŞİİR
Dursun Özden
bozulmuş şeylerin insanı
A.Y Borke
L/eş
Sezen Akoluk
6 Mayıs şiiri
Dursun Özden
draje.
A.Y Borke
Bilmez onlar
Hüseyin Zengin
GECE
Muhsin Salman
külden merdivenler üst...
A.Y Borke
Tutulum
zehra serra hacer baş
Sohbet-i Aşıkane
Çetin Özdemir
geçici şeyler şahikası
A.Y Borke
BADEM LEME
Muhsin Salman
GİT BAŞIMDAN
Muhsin Salman
 
 
facebook
 
 
 
 
lavaracı yazarlar
 
08 Mart

8 Mart

Bir insanın en temel hakkı yaşama hakkıdır. Ama öyle nefes alıp vermek üzerine kurulmuş bir yaşama hakkı değil. Hayatın ve içinde bulunduğu zamanın tüm nimetlerinden herkes kadar pay alma hakkıdır. Yaşam diğer bireylerle ortaklaşa etkileşim sonucu olan bir süreçse burada herkes elinde ne varsa ortaya koyup paylaşmak durumundadır. Elimizdeki bazı şeyleri kendimize saklamak, bundan başkalarını mahrum etmek , bunu ortaya koyanların daha fazla mağdur olmasını doğurur ki işte buna sömürü diyoruz.
Günümüz modern insanı (?) aslında bu modernliği sorgulatır durumda. Kendini oluşturan kadın-erkek kimlikleri arasında hiç de modern olmayan bir ilişki sözkonusu. Gücü eline alan erkek kadını kendine bağımlı, tek başına hareket edemeyen, karar veremeyen hatta bazı yerlerde hiçbir değeri olmayan bir konuma koymuş ve bunun devam etmesi için herkesin kabul ettiği kutsalları bile kullanıyor. Eğitimin cehalete karşı en büyük düşman olduğunun bilincine varmış olan bu kişiler kadını okullardan uzaklaştırmak için her şeyi yapıyor.
Erkek emen toplumda kadının olabilecek en yüksek konumu Ana kavramıyla simgelenen statüdür. Bu konum onun kendimden sonra gelen nesil karşısındaki durumunun simgesidir aslında. Yoksa aynı paralelde bulunduğu erkekler karşısında karıdan ve bacıdan başka bir ayrıcalığı yok. Bir de yar var, o da atı alıp üsküdarı geçene kadar sonrası yine aynı.
Bu durum erkeklere bir güç daha veriyor; ^^ Kadının yeri evidir. Otursun yemek yapsın çocuk yapsın^^  . Erkeğine hizmet etsin. Erkek gücün simgesi, kuvvetli, vurdu mu ses getirir. O ağa, o paşa. Ama tarlaya da kadın gider davara da. Çamaşırı da kadın yıkar halıyı kilimi de. Dağa oduna giden de onu sırtında getiren de kadındır haşbuki. O zaman nerde bu güç . Erkek gücünü buralarda kullanmayacakta nerede kullanacak? Kim daha güçlü?
Kurtuluş savaşında kağnılarla cepheye mermi taşıyan, siperler arasında su ve tayın dağıtan kadınlar savaşan erkeklerden daha mı güçsüz. Yada Sakarya ‘da Aydın’da direniş çeteleri kurup eline silah alıp dağa çıkan kadınlarımız korkak mıdır? İstanbul^da Halide Edip, Erzurum’da Nene Hatun zayıf ve güçsüz odlularından mı kitleleri peşlerine alıp götürmüştür.
Biz geleneğimizde hep ortak çalışma kültüründen geliyoruz. Evde tarlada yada iş yerinde kadın erkek beraber üretip beraber tüketiyoruz. Ama yüzyıllarca içimize ve beynimize işlenen kadının ikinci sınıflılığı günümüzde bazı sorunları ortaya çıkarıyor. Erkekler –aslında kendileri için- kadınları kullanıyor; hem ekonomik olarak hemde sosyal sömürü olarak.
Batı bugün bize bakınca çok çok iyi durumda görüne bilir ama onların da kadın tarihi hiç de parlak sayılmaz. Ortaçağda yaşanan büyük cadı avları ve engizisyondan çıkan yakılama cezalarının izleri hala duruyor. Fransa da İhtilal Bayrağını dalgalandıran ve özgürlüğü simgeleyenler kanınlardır.  Jeanne d'Arc   tarihe geçmiş bir kahraman bir azizedir. Ama ne zaman burjuva ortaya çıkıp serpildi işte o zaman işler tersine dönmeye başladı. Uzak ülkelerden getirilen köleler vardı. Onlar insan bile değildiler yaratıktı onlar , insana benzeyen hayvandılar ama insan ne yapıyorsa hepsini yapabiliyorlardı (!). Ona sahip olanda sahiplik konumunu her türlü şekilde tatmin ediyordu. Bunlara sadece alırken para veriliyordu, savaştan kalmaysa ganimet sayıldığından zaten parasızdı yani sözün kısası onlar birer maldı. Evde de malları vardı sahiplerin; kadınlar. Ucuz işgücüydü onlar . Ama unutulan bir şey vardı ; onlar insandı ve en az erkekler kadar onlarında akılları vardı. Bu durumda bir eşitsizlik olduğunu biliyorlardı ve beklemeye başladılar. Neyi? Çoğalmayı beklediler fabrikalarda.
Önce sendikalı oldular bin bir güçlükle. Çalışma arkadaşları başlarda zorlansalar da sonuçta aynı işi yapıyorlardı ve haklıydılar. Ama sermayedar ve onun kontrolümdeki devlet erki kabul etmedi. Eşit işe eşit ücret söylemde belki doğruydu ama iş eşit miydi? Hiç kadınla erkek eşit olabilir miydi? Tekstilde başladı direniş ve grevler ve en kanlısı yine tekstilde oldu: 8 Mart 1857'de New Yorklu binlerce dokuma işçisi kadın, 10 saat işgünü, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, eşit işe eşit ücret talepleriyle greve gitti. Patron, sendikanın ve diğer işçilerin, greve giden kadın tekstil işçileriyle dayanışmasını önlemek için fabrikanın kapılarına kilit vurdurdu. Kapılar kilitliyken, kuşkulu bir şekilde çıkan yangında, 129 kadın işçi yanarak can verdi. 1910 yılında, II. Enternasyonal'in, Danimarka'nın Kopenhag kentinde yapılan toplantısında, Alman sosyalist delege Clara Zetkin'in önerisiyle Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak ilan edilen 8 Mart, o tarihten beri emekçi kadınların cinsel ve sınıfsal sömürüye karşı mücadele günü olarak kutlanıyor.
Bugün 8 Mart . Dünya  Emekçi Kadınlar Günü. Bugün canını dişine takarak fabrikada, tarlada ve evde çalışan , alınterini akıtan , bir ana, bir eş bir kardeş, bir sevgili olan kadınlarımızın günü. Sırça köşklerde oturup üçbeş kuruş dağıtmakla toplumsal hizmet yaptıklarını zanneden sermayedarların kadınlarının değil. Emek veren, üreten, çalışan, çabalayan, ter ve gözyaşı döken, karnından sıpa sırtından sopa eksik olmayan kadınların günü bugün ; kutlu olsun. Bir günde ne yapılabilirse hepsi size feda olsun.

Olcay Demircioğlu
14.3.2007 00:32:15
Facebook Paylaş
 
  
 
lavaracı yazarlar
 
yorumlar
Bu makale için henüz yorum yapılmadı !



 
 
köşe yazıları
 
 
Fidel Uçtu...
Dursun Özden
Fidel 90 yaşında
Dursun Özden
SERBEST BIRAKILANLAR Ü...
Ertuğrul Erdoğan
Kadınlar ''D...
Ertuğrul Erdoğan
Bakış ve Ses
zehra serra hacer baş
Bir Kumpanyanın Hikayesi
Ertuğrul Erdoğan
Berder- devamı 2
Hüseyin Zengin
KİTAP FUARINA BOMBA DÜ...
Ertuğrul Erdoğan
 
 
sayaç
 
 
Online Ziyaretçi: 2
Bugünkü Ziyaretçiler:132
Dünkü Ziyaretçiler:408
Sitemizi bugüne kadar
1352864 Ziyaretçi 1352864 Ziyaretçi 1352864 Ziyaretçi 1352864 Ziyaretçi 1352864 Ziyaretçi 1352864 Ziyaretçi 1352864 Ziyaretçi
Kişi ziyaret etmiştir
 

 
Destek Ver - Reklam Ver
© 2009 lavaraci.com
Kullanım Koşulları
Tasarım : Savaş Serter