Anasayfa İletişim Üye Ol
 
lavaracı radyo
 
 
Lavaracı Radyo Kapalı
  yayın akışı               istek formu
 
 
şiirler
 
 
bissürüşeyşiiri
A.Y Borke
Denizler Yandı Tanrım
Tahsin Özmen
TUTSAK ŞİİR
Dursun Özden
bozulmuş şeylerin insanı
A.Y Borke
L/eş
Sezen Akoluk
6 Mayıs şiiri
Dursun Özden
draje.
A.Y Borke
Bilmez onlar
Hüseyin Zengin
GECE
Muhsin Salman
külden merdivenler üst...
A.Y Borke
Tutulum
zehra serra hacer baş
Sohbet-i Aşıkane
Çetin Özdemir
geçici şeyler şahikası
A.Y Borke
BADEM LEME
Muhsin Salman
GİT BAŞIMDAN
Muhsin Salman
 
 
facebook
 
 
 
 
lavaracı yazarlar
 
Hoşçakal Çivril...

Ah güzel Ahmet abim benim
İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
(Şiir:Edip Cansever, mendilimde kan sesleri.)
Ora’ya ait olmanın binbir türü vardır. Kiminin kökleri uzun, ruhları arşa çıkmıştır. Ama oranın ruhunu kavramaktan yoksun bir beyin fukaralığıyla yerlerde sürüklenirler...
Kimi mazlum, başı ayaklarına düşmüş, gölgesi hep önde ama mağrur, sessiz bir soluğun temsilcisidir. Soluğu da duyulmaz, eriyip gitmiştir ora’da…
Kiminin sert kasları, acımasız bakışları vardır. İçinde bir serçe tedirginliği kıpraşır durur. Genellikle içince açığa çıkar pırpır yüreği. Bir de terkedilince sevgilisinden. Gevşeyiverir ciğerleri…
Kimi bütün bir bedeniyle soluk alır. Yaşadığını bünyesinin her yerinden anlarsınız. Sessizliği bile çığlık atar ben buradayım diye. Ama orada mıdır gerçekten, bilemez kimse…
Toprağa tutunur kimi sımsıkı. Sanki toprakla insan bedeni tek vücuda dönüşür, insanla bitki arasında dolaysız bir bağ kurulur. İnsan toprak olur yaşarken ora’da. İnsan elma, erik, kiraz, pancar olur. Ama bazen de insan olmakta zorlanabilir biraz…
Afili giysilerinin içinde, paralı cüzdanlarının arkasında ayakları yere pahalı ayakkabı ve lüküs arabalarla basan, beyni omurgasından uzak ora’lılar da var kuşkusuz. Dükkanlarının önünde gövdesiz bir smokin olarak yaşayanlar…
Kimi her şeyiyle insan insan, elleri, coşkusu ve çabasıyla onur duyulası. Ayçiçeği gibi geceleri dahi güneşe dönen…
Kimi hep konuşur. Karnı, ses telleri, beyni ve bilgi arasında hiçbir düz ve dolaylı ilinti kurmadan sadece konuşur ve korkunç bir söz kirliliğinin utanç abidesi olduğunu kendisi dışında herkes bilir.
Kimi de yaşamında en son yapması gereken şeyi kirli ruhuyla eline alıp politikaya soyunur. Bilgiyi, vizyonu, karakteri, iletişim kültürünü, insanlık değerini, yöneticilik ahlakını, kişilik erdemini rahmet okuturcasına politika adına zavallı sefilliğini sergiler. Ekonomik gücü ve statüsünün paslı bilinciyle dönen çarkına rüzgar olalım isterler. Sağdan sola bu yelpazede politikacıktan adamcıklar gömlek gibi ideolojilerini değiştirir, yalan ve yalakacılık yolunda durmadan örselenmiş dillerini parlatır dururlar.
Velhasıl hepsi de acı olunca gözyaşları cumhuriyetinin en masum kişileri, neşe de en büyük ağızlarla mutluluğun hakkını veren yorgun ora’lılardır…
Hepinize saygıyla hoşçakalın diyorum sevgili Çivrilliler…
…
Yüzüne bakılınca utanılacak,
Önüne çıkınca dönülecek,
Yüzüne bakınca onur duyulacak insanlarıyla…
Herkesin ne olduğu ve ne olmadığı çırılçıplak bilinen Çivril, aranızdan bir Hakan Keysan geçti. Ora’lı olabildim mi bilemiyorum. Kimilerini kırdım mı? İşimi eksik, yazımı kış yaptım mı? Gözüm kaldı mı birilerinin üzerinde? Hakkını verebildim mi verdiğim emekle aldıklarımın… Bilemiyorum. Ama benim üstümden bir Çivril geçti ve Çivril’in güzelliklerini, değerlerini, sıcaklığını, coğrafyasını kırışıklıklarımda taşıyacağım her zaman.
Hep dostlarım oldu, hep mutluluk duydum. 4,5 yılda spordan sanata işimi elden geldiğince iyi yapmaya çalıştım. 12 yıldır çıkardığım edebiyat dergisi Sunak Çivril’den de çıkmayı sürdürdü. 3. Şiir kitabımı burada okura sundum. Halen iki kitabım daha şu an baskıda, yakında okurla buluşacak.
Belediyede ne yapıyordu ki diyenleri çok duydum. Yüzüme gülüp sırtımdan yuvarlayanları da. Ama şimdi yapılamayanlarla yan yana, bir onur abidesi olarak duruyor yaptıklarım. Çivril festivalinden, yıl boyu yapılan kültür, sanat etkinliklerine, yaz kış açılan tüm kurslara, ilçenin futbol takımı ki altyapısıyla yüzlerce sporcusuyla Denizli’de yer alışımızı, belediyenin tüm tanıtım işlerini, internet sitesinden yerel ve ulusal medyasıyla aktif bir belediyeciliği, her ay ve toplamda 42 sayı aralıksız tek başıma çıkardığım belediye gazetemizi, yine Çivril kent konseyinin tüm organizasyonlarını, Çivril’de sistemli olarak çalışıp oynadığımız oyunlarımızla Çivril Belediye Tiyatrosu’nu, tüm bayramlar ve yaz spor okulu programlarında yapılan organizasyonları, futbol ve voleybol turnuvalarını, köy ve kasabalara kadar yaygınlaştırdığım sportif çalışmaları… Ve tabi son olarak 4 yıl boyunca etkinlikler yaptığım Atatürk anıtının çevresini 3 ay süpürmeyi…
Kıyaslama yapmayı sizlere bırakıyorum dostlar. Zira tam zamanı.
Güzel ve değerli sporcularım oldu burada. Binlerce spor okulu öğrencilerim. Kursiyerlerim. Belediyemizin gücünü sanata, spora, kurslara, gazetemize hakettiğimizce kullanmaya çalıştım. İyi öğretmenlerle, futbol antrenörleriyle çalıştım. Yetişmeye ve yetiştirmeye çalıştım her daim kısacası. Eksik kaldığım da oldu. Hatalarım, yetişemediklerim. Ama öyle güzel insanlar tanıdım bu uğraşta. Sizden besledim kalemimi. Bana büyük bir zenginlik verdiniz. Güzel bir çok dostyüzlü insanlar… Çok işe soyundum belki, hepsini eksik yaptım bu yüzden. Ama yapmamak için değil, bir şeyler olsun diye çabaladım.
Edip Cansever’in de dediği gibi, size benzemeye çalıştım. Sizle acı çekmeye, sizle gurur duymaya. Bana gomünist diyenlere de örnek bir insan olabildiysem, başarılıyım demektir bu. Hepsi de bu zaten. İnsan onuru için yaşamaz mı şu kısacık şans bulduğu yaşamda?
…
Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye`ye Ahmet Abi.
SON SÖZ:
Cehalet, ayrıcalıklı sınıfların ustaca kullandığı bir silahtır. Ben aydınlığına tutundum Çivril’in. Eleştirenler, kızanlar, elime süpürge tutuşturanlar da olsa. Süpürdüm yüksünmeden hepsini. Beni öyle gören dostlar usulca yolunu çevirdiler. Utanmayayım diye. Hep hissettim. Gizlice utandık karşılıklı. O bile çok kutsaldı. Biz hep başkalarının yerine de utandık yaşamda. Ama başkalarının sefaletiyle yıkamadık yüzümüzü. Uslanmadık ve uslanmayacağız bu yüzden. Kişiliğimizle ve kimliğimizle insan kalmak için, şiir kalmak için, sevgiyle kalmak için...
04/12/2014 - Çivril
…
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İşte o kadar.
Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri. (Şiir Edip Cansever)

Hakan Keysan
6.12.2014 22:10:41
Facebook Paylaş
 
  
 
lavaracı yazarlar
 
Son 5 yorum
2 yorum yapıldı 
#2   Ramazan Efe 14.12.2014 23:35:19
 Çivril sevilmeyecek yer değil 75-78 yıllarında üç altın yılım geçti
Sağlıcakla Hakancığım
#1   #Silindi# 6.12.2014 22:12:10
  Bize Çivril'i sevdirdiğiniz ve dost insanlarıyla tanıttığınız için teşekkür ederiz. Kaleminize saygıyla...
 
 
köşe yazıları
 
 
Fidel Uçtu...
Dursun Özden
Fidel 90 yaşında
Dursun Özden
SERBEST BIRAKILANLAR Ü...
Ertuğrul Erdoğan
Kadınlar ''D...
Ertuğrul Erdoğan
Bakış ve Ses
zehra serra hacer baş
Bir Kumpanyanın Hikayesi
Ertuğrul Erdoğan
Berder- devamı 2
Hüseyin Zengin
KİTAP FUARINA BOMBA DÜ...
Ertuğrul Erdoğan
 
 
sayaç
 
 
Online Ziyaretçi: 2
Bugünkü Ziyaretçiler:132
Dünkü Ziyaretçiler:408
Sitemizi bugüne kadar
1352864 Ziyaretçi 1352864 Ziyaretçi 1352864 Ziyaretçi 1352864 Ziyaretçi 1352864 Ziyaretçi 1352864 Ziyaretçi 1352864 Ziyaretçi
Kişi ziyaret etmiştir
 

 
Destek Ver - Reklam Ver
© 2009 lavaraci.com
Kullanım Koşulları
Tasarım : Savaş Serter