Anasayfa İletişim Üye Ol
 
lavaracı radyo
 
 
Lavaracı Radyo Kapalı
  yayın akışı               istek formu
 
 
şiirler
 
 
bissürüşeyşiiri
A.Y Borke
Denizler Yandı Tanrım
Tahsin Özmen
TUTSAK ŞİİR
Dursun Özden
bozulmuş şeylerin insanı
A.Y Borke
L/eş
Sezen Akoluk
6 Mayıs şiiri
Dursun Özden
draje.
A.Y Borke
Bilmez onlar
Hüseyin Zengin
GECE
Muhsin Salman
külden merdivenler üst...
A.Y Borke
Tutulum
zehra serra hacer baş
Sohbet-i Aşıkane
Çetin Özdemir
geçici şeyler şahikası
A.Y Borke
BADEM LEME
Muhsin Salman
GİT BAŞIMDAN
Muhsin Salman
 
 
facebook
 
 
 
 
lavaracı yazarlar
 
AK Parti(li)’nin Hala Anlamadıkları !

            Ak Parti bundan seneler evvel büyük bir kriz (Ekonomik kriz) ortamından ve toplumda biriken sosyoekonomik, kültürel ve temel hak ve hürriyetler bağlamında sıkışmış, geçmiş yılların ve hükümetlerinin o güne dek miras bıraktıkları, başta toplumun alt (varoş) kademelerinde gittikçe yükselen siyasal yasakların kıskacında oluşmuş bir hareketti. Senelerin bir birini kovalamasıyla birlikte bu siyasi hareket toplumun birçok kesiminden sınırsız sayılabilecek krediler almıştı. Ak Parti ilk seneler aldığı bu siyasi destekleri Ekonomik entegrasyonlarda ve atılımlarda Sayın Babacan’ın inisiyatifleri ve yönlendirmeleriyle puanları hanesine her geçen gün bol kepçeden yazdırmıştı ve en nihayetinde geçtiğimiz yaz Cumhurbaşkanlığı seçiminde Sayın Erdoğan %52 bir oy oranıyla devletin tepesine çıkıp bu ekonomik ve siyasi başarıları adeta taçlandırmıştı.  
Soru şu, peki, bu denli başarı göstergesi her gün yükselen bir parti neden 8 Haziran günü bu tabloyla  “asık bir yüzle” karşı karşıya bırakıldı.
Cevap biz özgür (hiçbir siyasi harekete bağlılık göstermeden ve tamamen günün reel gerçekleşmelerine göre hareket eden bağımsız  küçük ama bağımsız kitle) için oldukça makul, anlaşılır ve basittir.

    Bu toplumun en temel iki talebi vardır. Bu iki talebi es geçip farklı sularda yüzmeye başladığınız anda o derenin suyu azalır ve siz vücudunuzun bütün çıplaklığıyla meydanda kalırsınız. Peki nedir bu talepler; biraz Ekonomik kalkınma biraz da Özgürlük.

   Ak Parti’nin Hikayesini hemen hemen hepimiz hatırlarız. İktidara oturur oturmaz AB müzakereleri ( Gül’ün kadeh tokuşturduğu efsane fotoğraf karesi), özelleştirme politikasyonları, Erdoğan’ın 2005 Diyarbakır konuşması vs. bu örnekleri çoğaltabiliriz. Bu tür ilerici adımları attığı her seçimde Ak Parti oylarını gittikçe arttırdı ve en nihayetinde karşısındaki yüzde Elli’lik bir blokla (parça parça olan) tek başına baş edebilme gücü de kazandı.
İşte her şey bu güç patlamasından sonra yaşandı. Büyük bir zaferle elde edilen 2011 seçimleriyle beraber Başta Sayın Mevlüt Çavuşoğlu olmak üzere partinin diğer üyeleri ardı ardına açıklamalar yaparak kendilerine destek veren kesimleri dışlamaya başladılar. Bir yandan bu kesimleri dışlarken diğer taraftan kendilerine oy veren kitleyi konsolide etmek için sürekli diğer partilerin üzerine atıldılar hunharca. Toplumun büyük kesimlerinde inanılmaz tepkilere yol açtı bu başı burukluk ve bunun ilk işaret fişeği Gezi’de patladı. Gezi hiç kuşkusuz; Cumhuriyet tarihinin en sivil en özgürlükçü ve en meşru eylemlerinden biri olarak tarihe geçti. Lakin inadına iktidar kanadı bu toplumsal duyarlılığı sürekli “iki ağaç” küçümsemesine indirgeyerek görmezden geldi. Tabi şunu pas geçmemek lazım, Gezi Olaylarına dek şüphesiz sayısız olay yaşandı ve bu olaylar birike birike geziye kadar geldi ve bütün ezilenler, dışlananlar, hakarete maruz kalanlar, kadınlar, gençler, aydınlar ve sanatçılar birden alanlara akın etmeye başladılar. Gezi, sadece İstanbul’la sınırlı kalmadı, bütün yurda ve hatta dünyanın çeşitli kentlerine dek yayıldı. İyice Muktedir bir divaneye dönüşen Ak Parti elindeki parlementer güce dayanarak bütün bu halka karşı amansız bir savaş açtı. Gezi olaylarının ilk safhasında “üç beş çapulcu” diyerek aşağıladıkları kitleye karşı geliştirilen alaycı söylemleri ters tepip (herkes tarafından benimsenince) yeni bir Jargon geliştirecek kadar mahirane davranıp o güne dek kimselerin duymamış olduğu “Vandallar, Vandalizm” kelimelerini ortaya attılar.

   Gezi Olaylarıyla birlikte büyük bir kırılma meydana geldiyse de, iktidar kanadı bunu pek önemsemez görünüp yoluna devam etmeye çalıştı. Gençlerin sokaklarda gaddarca öldürülmesi, Hükümet-Cemaat çarpışması, yüz kızartıcı yolsuzluk hadisesi vb. gelişen keşmekeşle birlikte İktidar Partisinden kaçışlar en hızlı seyrine kavuştu.

   7 Haziran gününe gelmeden hemen önce İktidar Partisi elindeki bütün kartları hoyrat ve acımasızca kullanmaktan imtina etmedi. Gittiği bütün meydanlarda kendisini Fatih Sultan Mehmet’e muhalefeti ise Bizans/Haçlı ordularına benzetecek kadar akıl terazilerini kaybettiler. O da yetmedi Mütehakkimler ordusunun etkin fertleri her gün HDP için “barajı geçemezlerse süper olur” tarzında beyanlara giriştiler, yetmedi devletin bütün ulaşım, iletişim ve ekonomik güçlerinden istifade ederek rencide edici mitingler düzenlediler, yetmedi Saray Mensubu Cumhurbaşkanı vasıtasıyla bu mitinglerini ikiye katladılar, yetmedi sayısız gazete ve televizyonlarda kendisine bir şekilde muhalif olan her kanadı acımasızca kırdı ve aşağıladı, yetmedi bugüne dek ihalelerle yarattığı Burjuvazisinin sermaye desteğini de alarak büyük seçim kampanyaları düzenlediler, yetmedi İstanbul’daki tarihi kemere Devasa Seçim Afişleri astılar.  

    8 Haziran günü ise büyük bir sessizlik aldı ortalığı. Sandıklar bir bir açılmaya başlandıkça baş aşağı inen göstergeler; Sayın Cumhurbaşkanının dediği gibi 400 değil, 330 da değil 276’yı dahi göstermiyordu. Fakat bu sorumluluk belki de en masum ve Akademik kariyeri yıldızlarla örülü olan Ahmet Hoca’ya kalıyordu. Kimselerin şüphesi olmasın Ahmet Hoca bu sorumluluğu üstlenir. Siz Ahmet Hoca’nın meydanlarda esip gürlemeye çalışma çabalarına aldırmayın Ali Babacan’la birlikte Hükümet kanadının en Aklı Selim şahsiyetidir Hoca. Sadece Başkasına ait ışıltılı bir rüya uğruna heba edilmiştir.

    Yalnız ajanslara ardı ardına düşen beyanatlara baktığımızda Mütehakkimler Ordusu seçim mesajına daha alabilmiş değiller. Akıl saatleri 6 Haziranda kalmış ve sonuçların manasını daha idrak edecek sakinliğe erişemedikleri apaçık ortada. Yanlış değilse Mütehakkim bir fert “Gezi’de yapamadıklarını Sandıkta yaptılar” diye bu defa sandığı kötüler bir tavır göstermiş. Sosyal Medyada ise HDP ye oy verenler Vatan Hainleri olarak lanse ediliyor.

   Yukarıda da izahına çalıştığım gibi Ak Parti(liler) henüz bu toplumsal duyarlılığın manasına erişmiş değiller ve durmadan sağa sola saldırıyorlar. Son dört yıldır yapılan hukuksuzlukları, adam kayırmaları, güvenilmez duruma gelen Hukuk sistemini, milyar dolarların döndüğü ihalelerin peşkeş çekilmesini, Eğitim sisteminde yaşanan aksaklıkları, Köşeye itilen Kadınları, Dışlanan Kürtleri ve Kendinden olmayanı Bertaraf Olur diyerek ötelenen bütün irili ufaklı insanların bu mesajını algılayamamışlar. Biraz sabır gerekecek sanırım, hatlarını anlamaya, yok olan Hukuk Sistemini yeniden oluşturmayı, yapısal reformlarda çoğunlukçu kararlar almaları gerektiğini yani kısacası İktidarın sunduğu şatafat altında omuz silktiği bütün kesimlere yeniden dönmeleri gerektiğini zamanla anlayacaktırlar. En azından ben öyle temenni ediyorum.    


Hasanarda DURĞUN
8.6.2015 11:38:11
Facebook Paylaş
 
  
 
lavaracı yazarlar
 
yorumlar
Bu makale için henüz yorum yapılmadı !



 
 
köşe yazıları
 
 
Fidel Uçtu...
Dursun Özden
Fidel 90 yaşında
Dursun Özden
SERBEST BIRAKILANLAR Ü...
Ertuğrul Erdoğan
Kadınlar ''D...
Ertuğrul Erdoğan
Bakış ve Ses
zehra serra hacer baş
Bir Kumpanyanın Hikayesi
Ertuğrul Erdoğan
Berder- devamı 2
Hüseyin Zengin
KİTAP FUARINA BOMBA DÜ...
Ertuğrul Erdoğan
 
 
sayaç
 
 
Online Ziyaretçi: 4
Bugünkü Ziyaretçiler:518
Dünkü Ziyaretçiler:425
Sitemizi bugüne kadar
1352317 Ziyaretçi 1352317 Ziyaretçi 1352317 Ziyaretçi 1352317 Ziyaretçi 1352317 Ziyaretçi 1352317 Ziyaretçi 1352317 Ziyaretçi
Kişi ziyaret etmiştir
 

 
Destek Ver - Reklam Ver
© 2009 lavaraci.com
Kullanım Koşulları
Tasarım : Savaş Serter