Anasayfa İletişim Üye Ol
 
lavaracı radyo
 
 
Lavaracı Radyo Kapalı
  yayın akışı               istek formu
 
 
şiirler
 
 
bissürüşeyşiiri
A.Y Borke
Denizler Yandı Tanrım
Tahsin Özmen
TUTSAK ŞİİR
Dursun Özden
bozulmuş şeylerin insanı
A.Y Borke
L/eş
Sezen Akoluk
6 Mayıs şiiri
Dursun Özden
draje.
A.Y Borke
Bilmez onlar
Hüseyin Zengin
GECE
Muhsin Salman
külden merdivenler üst...
A.Y Borke
Tutulum
zehra serra hacer baş
Sohbet-i Aşıkane
Çetin Özdemir
geçici şeyler şahikası
A.Y Borke
BADEM LEME
Muhsin Salman
GİT BAŞIMDAN
Muhsin Salman
 
 
facebook
 
 
 
 
lavaracı yazarlar
 
Türkiye nin Seçimi

TÜRKİYE NİN SEÇİMİ???

   Ve sonunda seçim de oldu ve bitti. Gerçekten de oldu bittiye geldi. Türkiye tarihine geçecek, hakkında birçok araştırma ve inceleme yapılabilecek bir seçim ve sonucu var artık elimizde.
   Başta terör olmak üzere; işsizlik, gelir dağılımındaki adaletsizlik, yolsuzluk, Irak politikası, bakanlıkların uygulamaya koyduğu bazı yenilikler, çiftçinin ve küçük esnafın durumu, eğitimi ve sağlığı özelleştirilme çabaları, oğlu-kızı ve hısım akrabayı devlet üzerinden zenginleştirme çabaları…
   Sokakta bu ve buna benzer pekçok konuda şikayeti olanlar her nasılsa o kabine girince ,birden başka bir ülkeye gitmiş de orada her şey mükemmelmiş gibi, yine aynı partiye oy verdiler. Hadi diyorum bu partinin % 35 oyu vardı. Demek ki bunlar o kadar güzel icraatlar yapmışlar ki oyları %47 ye çıktı. Yani 2 kişiden biri bu partiye oy vermiş. Artık bize evde bile rahat yok. Etrafımızdaki her iki kişinden biri bunlardan. İnsan kendinden bile şüphe eder duruma düşüyor.
   Düşünüyorum: Atatürk kurtuluş savaşının ve devrimlerin mücadelesini verirken hiç aklına gelmiş midir ; Birgün gelecek benim yaptığım herşey hor görülecek, ulusun öz malı, ana sanai tesisleri ve limanlar savaş yapıp Lozan’da alt ettiğimiz ülkelere geri verilecek. Memleketin finans sektörü ve borsasının kontrolü tamamen yabancılara geçecek. Türklük kimliği tartışmaya açılacak ve hükümet kendine güvensiz, tamamen yabancı güçlerin kontrolünde ,sanki Manda Devleti gibi, onların çıkarları için çalışacak. Kendi halkını ve kendi sermayedarını her fırsatta horlayacak ve ülke değerlerini yabancılara peşkeş çekecek ve bunu da babalar gibi yapmaya devam edeceğini beyan edecek. sanmıyorum.
   Ama seçim de demokrasinin olmazsa olmazı…Beğensek de beğenmesek de sonucu kabullenmek gerekiyor. Burada bize de bir görev düşüyor artık; İnönü nün dediği gibi: Namussuzlar kadar cesur olmak. Bunu şöyle açalım : Bizler de en az onlar gibi örgütlenecek, onlar gibi kendi ideolojimizi ( Kemalizmi ) çocuklarımızdan başlayarak her kademedeki çevremize aşılayacak ve  bulunduğumuz tüm kademelerde kendimiz gibi olanlarla işbirliği yapıp onları öne çıkaracağız.
   Yüzde 47 az bir oy değil ve bu oran bizlere çok şey anlatıyor. Şimdi asıl sorun bunu doğru okuyabilmekte.  Bölük bölük olmuş çaylar dereler,  Hiçbiri denize varabilmezmiş. Ne kadar doğru. Kendi ana düşünce düzlemimizde onlarca parçaya ayrıldık, birbirimizi yok saydık. Küçük farklarla ayrıldığımız kardeşlerimiz yerine asıl farklı olanları tercih ettik. Az olana sormuşlar : Nereye gidiyorsun?  Çoğun yanına. demiş. Ama bizim azlar kendi çevrelerindeki değil de daha uzaktaki çoğu tercih ediyorlar. Hiçbir siyasi tercihi olmadığını söyleyenlerin de sürü psikolojisi ile hareket ettiklerini düşünürsek sonuç gayet normal.
   Artık çalışma zamanı. Gelecek dört yıl için çalışma zamanı. Onlar evlerinde zikir çekiyor; biz okuyacağız. Onlar evlerini dergah gibi, tekke gibi kullanıyor; biz okul olarak kullanacağız. Onlar evlerinde, gittikleri yerlerde dini sohbetler yapıyor ve çocuları da bu sohbete dahil ediyorlar; biz de gittiğimiz yerlerde cumhuriyetten, laiklikten, Atatürk’ten bahsedecek, özellikle çocuklara devrimleri ve sebeplerini anlatacağız. Onlar etrafındakilere ülkemizin zayıf, güçsüz ve birilerine muhtaç durumda olduğuna inandırmak için çalışıyorlar; biz tam bağımsızlığın vazgeçilemez olduğunu  hatta ülkenin varlık sebebi olduğunu, değişik yollarla bundan taviz verilmesinin mümkün olmadığını anlatacağız. Laikliği anlatacağız. Laikliğin dinsizlik değil aksine dini yaşamanın teminatı olduğunu, dini inancın devleti değil, kişileri bağladığını, kişilerin farklı inançlara sahip olabileceklerini ama devletin tarafsızlık ilkesi gereği bir dini olamayacağını anlatacağız.
   Onlar yıllar boyunca sistematik biçimde eğitime yöneldiler. İyi okullarda okudular ve iyi mevkileri hedef aldılar. İlkokul düzeyinde aldıkları öğrenciyi üniversite sonunda bile izlediler. Burs verdiler, yurt verdiler, iş verdiler. Biz ne yaptık?  Oluruna bıraktık.
   Yeni dönemde işsizlik azalacak, milli gelir 10.000 $ üzerine çıkacakmış. Türkiye A.B.ye tam üye olacakmış, Türkiye dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girecekmiş.
   Sanayinin , finanssın, borsanın yabancı kontrolünde olduğu bir ülkede hangi milli gelirden bahsedebiliriz. Gelir bizim değil ki, onların geliri. Ödeyecekler vergilerini alıp geliri transfer edecekler, biz de kağıt üzerinde ,olmayan paradan, milli (?) gelir hesaplayacağız. Tarım bitmiş, kırsaldan kentlere göç hızlanmış ama sanayi aynı hızla gelişmediğinden kentlerde işsizlik büyük boyutlara ulaşmış, kapkaç ve hırsızlıklar artmış. İnsanlar yalnız sokağa çıkamaz hale gelmiş. Bir sigara parasına insan öldürülür hale gelmiş. Bu durum da tabi ki yabancı yatırımcı için bir avantaj sayılabilir. Zaten kontrol de yok, varsa da çaresi de var. O zaman al işçiyi köle gibi kullan. 400 YTL asgari ücrete bile çok diyorlar. Bölgesel ücret olsun diyorlar. Yani insanın daha az değerli olduğu yerde daha ucuz köle çalıştıracaklar.Bizde işsizlik azaldı yatırım arttı diye sevineceğiz(?)
   Bunlar hemen akla gelenler. Çevremizdekilere, ulaşabildiklerimize her fırsatta anlatmalıyız. Siyasi düşünce ayrımına gitmeden anlatmalıyız; Yabancının neden Türkiye yi önemsediğini, geçmişten gelen hangi hesapların peşinde olduğunu ve geleceğe dair planlarını, Laik demokratik Cumhuriyetimize neden ısrarla Ilımlı İslam yakıştırılması yapıldığını ve bunun sonunun nereye varacağını, Büyük Ortadoğu Projesini, madenler üzerinde dönen oyunları ve yabancılara satılan arazileri, özeleştirmeleri ve sonrasında tarımla  sanayideki etkilerini daha birçok şeyi anlatacağız.
   Seçim bitti ama mücadele bitmedi. Özelleştirmeye de yabancı sermayeye de karşı değilim. Ama bunların ellerini kollarını sallaya sallaya gelip istedikleri gibi hareket etmeleri canımı sıkıyor. Milli çıkarları  koruyucu bir takım özel şartlar konamaz mıydı? Özelleştirilen üretim tesislerine mal veren üreticinin haklarının devamı için , mağdur olmamaları için bazı tedbirler alınamaz mıydı? Sadece babalar gibi satmak yeterli mi? Kendi çiftçisini, Kobilerini  yabancının insafına bırakmak adaletli kalkınma değil, adaleti kaldırma olur ancak. Gözümüz üzerlerinde olacak. Her şeyi not edeceğiz,  belgeleyeceğiz, anlatacağız, zamanı geldiğinde önlerine koyacağız.
   Dörtnala Gelip Uzak Asya dan , Akdeniz e bir kısrak başı gibi uzanan ,  bu memleket bizim. Yedirmeyeceğiz.


Olcay Demircioğlu
16.8.2007 09:15:31
Facebook Paylaş
 
  
 
lavaracı yazarlar
 
yorumlar
Bu makale için henüz yorum yapılmadı !



 
 
köşe yazıları
 
 
Fidel Uçtu...
Dursun Özden
Fidel 90 yaşında
Dursun Özden
SERBEST BIRAKILANLAR Ü...
Ertuğrul Erdoğan
Kadınlar ''D...
Ertuğrul Erdoğan
Bakış ve Ses
zehra serra hacer baş
Bir Kumpanyanın Hikayesi
Ertuğrul Erdoğan
Berder- devamı 2
Hüseyin Zengin
KİTAP FUARINA BOMBA DÜ...
Ertuğrul Erdoğan
 
 
sayaç
 
 
Online Ziyaretçi: 3
Bugünkü Ziyaretçiler:15
Dünkü Ziyaretçiler:525
Sitemizi bugüne kadar
1352339 Ziyaretçi 1352339 Ziyaretçi 1352339 Ziyaretçi 1352339 Ziyaretçi 1352339 Ziyaretçi 1352339 Ziyaretçi 1352339 Ziyaretçi
Kişi ziyaret etmiştir
 

 
Destek Ver - Reklam Ver
© 2009 lavaraci.com
Kullanım Koşulları
Tasarım : Savaş Serter